16 Haziran 2008 Pazartesi

Avrupa`nın Boya Üretim Üssü Oluyoruz

İhracatının büyük bölümünü Avrupa ülkeleri ve Rusya`ya yapan Türk boya sektörünün, son 10 yılda ihracatını yüzde 200 oranında artırdığı bildirildi. İKMİB Başkanı Akyüz, "Geçmişi 60 yıl öncesine dayanan Türk boya sektörü, hızlı bir gelişim sürecinin ardından Avrupa`nın en büyük 6. üreticisi konumuna yükseldi" dedi.
İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Başkanı Murat Akyüz, ülke ekonomisine 2 milyar dolarlık katma değer kazandıran Türk boya sektörünün, dünya çapındaki rakipleri arasında iddialı bir konumda bulunduğunu söyledi.
Dünyada, boya sektöründe yaklaşık 71,7 milyar dolarlık bir pazarın söz konusu olduğunu ifade eden Akyüz, Türkiye`nin dünya pazarlarından aldığı payın ise yüzde 1,5-2 dolaylarında olduğunu vurguladı.
Akyüz, yıllık 850 bin tonluk üretim kapasitesine sahip olan Türk boya sektörünün, yaklaşık 100 bin kişiye doğrudan istihdam olanağı sağladığına dikkat çekerek şunları kaydetti:
``Geçmişi 60 yıl öncesine dayanan Türk boya sektörü, hızlı bir gelişim sürecinin ardından Avrupa`nın en büyük 6. üreticisi konumuna yükseldi. Türkiye önümüzdeki yıllarda, AB`nin en büyük 4. boya üreticisi hem de Avrupa bölgesinin boya üretim merkezi olmayı hedefliyor.
Türk boya sanayi, son yıllarda yüksek katma değerli ürünlerin üretimine geçerek, teknolojik yapısını yeniledi ve Ar-Ge`de güç kazandı. Sektör firmalarındaki yabancı iştirakinin artması, sektörün çağdaş üretim, teknoloji ve pazar gücünü artırırken, aynı zamanda Türkiye`yi AB ülkeleri bazında çekici bir üretim ve yatırım alanı haline getiriyor.``
2010 YILI İHRACAT HEDEFİ 600 MİLYON DOLAR
Türk boya sektörünün, ihracatının büyük bölümünü Avrupa ülkeleri ve Rusya`ya yaptığını belirten Akyüz, sektörün son 10 yılda ihracatını yüzde 200 oranında artırma başarısı gösterdiğini ifade etti.
Akyüz, Türk boya sektörünün, 2003`de 135,02, 2004`de 177,76, 2005`de 234,69, 2006`da 287,2 milyon dolar ihracat yaparken, 2007 yılında ihracatını 365,8 milyon dolara çıkardığını dile getirerek, boya sektörünün 2010 yılı ihracat hedefinin de 600 milyon dolar olduğunu bildirdi.
EN BÜYÜK SORUN KAYIT DIŞILIK
Boya sektörünün en önemli sorunlarının başında, pek çok sektörün ortak sorunu olan kayıt dışılığın geldiğini anlatan Akyüz sözlerini şöyle tamamladı:
``Boya Sanayicileri Derneği verilerine göre, sektörde 400 kayıtlı boya firması varken, kayıt dışı faaliyet gösteren firma sayısı bini buluyor. Kimya sektörü genelinde yaşanan, hammaddede dışa bağımlı yapı, boya sektörünün de önemli bir sorunu olmayı sürdürüyor. Boya sektörü, 2007 yılında yaklaşık 1,3 milyar dolarlık hammadde ve ara malı ithal etti. Uluslararası fiyat artışlarına karşı duyarlı olan sektör, uluslararası maliyet baskısı ile karşı karşıya kalıyor.`` www.ekonews.com
KAYNAK: 2008-06-16 www.ekonews.com

Devamını okuyun...>>

MKEK’dan İhracat Atağı

TÜRK Silahlı Kuvvetler ile emniyet birimlerinin ihtiyaç duyduğu mühimmat malzemelerini karşılayan Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) Genel Müdürlüğü , Kolombiya’ya askeri mühimmat ihraç edecek. Yeniden yapılanma sonrasında askeri üretim çalışmalarına ağırlık veren MKEK, mühimmat ihracatı yaptığı ülke sayısını da giderek artırıyor. Dünyanın birçok ülkesine askeri mühimmat malzemesi ihraç eden MKEK, Kolombiya ile de askeri mühimmat ihracat bağlantısı yaptı.

KAYNAK: 2008-06-16 HO Tercüman

Devamını okuyun...>>

15 Haziran 2008 Pazar

Kozmetik Atıkları Canlı İçin Tehdit

İlaç ve kozmetik atıkları canlıları tehdit ediyor.
Hacettepe Üniversitesi Kimya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adil Denizli, ilaçlar ve kozmetik ürünlerin atıklarının kanalizasyona karışmasının sakıncalarına dikkati çekti.
Prof. Dr. Adil Denizli, doğal suları kirleten en önemli unsurlardan birinin de ilaç ve kozmetiklerde bulunan "hormonlar" olduğunu ifade ederek, "Doğal
sularımızdaki mikrokirleticilerden hormonların, sudaki canlıları
kıskacına alıp, besin zinciriyle bize ulaşabilme yollarından biri
ilaçlar. Sulara karışan ilaçlar gelecekte ciddi sağlık sorunlarına yol
açacak" diye konuştu.
İdrar ve Dışkı Duş Sırasında Suya Kırışıyor
İlaçların çevresel etkileri üzerinde bugüne kadar çok durulmadığını
belirten Prof. Dr. Denizli, organik atıklardan oluşan kirleticiler gibi
sulardaki ilaç varlığının da dünya çapında giderek önemi artan bir konu
olmaya başladığını kaydetti.
Avrupa, ABD ve Asya`da incelenen sularda psikiyatrik, analjezik ve
antibiyotik türünde ilaç atıklarının tespit edildiğini aktaran Denizli,
bu kıtalarda 2002`de çevre sularda yapılan analizlerde yüksek oranda
ilaç atığı bulunduğunu bildirdi.
İlaç atıklarının idrar ve dışkıyla suya karıştığını belirten Denizli, canlı organizmalarla etkileşimde bulunmak üzere tasarlanan bu maddelerin, sudaki canlıları kısa sürede etkilediğini, bunun da ekosistem ve insanlar için potansiyel tehlike oluşturduğunu bildirdi.
Doğal Sularda Cinsiyetsiz Balıklar
Prof. Dr. Adil Denizli, son yıllarda doğal sularda çok sayıda "cinsiyetsiz balık" bulunduğunu, bu durumun biliminsanlarını "hormon"ların etkilerini düşünmeye yönelttiğini, yapılan araştırmalarda su veya su
ürünlerinde, ağrı kesicilerden "asetaminofen", antimikrobiyal
sabunlardan "triklosan" gibi kimyasalların ortaya çıktığını kaydetti.
Diğer taraftan bu tür kirleticilerin bakterilerde direnç gelişimine
neden olabileceğini kaydeden Denizli , ABD Gıda ve İlaç Dairesi`nin bu
konuyla ilgili araştırmalar yürüttüğünü de ekledi.
Her Yıl 2 Milyon İnsan Ölüyor
Prof. Dr. Adil Denizli , "sudaki kimyasalların, çoğunluğu beş yaşın
altında olmak üzere, her yıl iki milyon insanın ölümüne neden olduğunu"
belirtti.
Yüzey ve yer altı sularının artan şekilde kimyasal maddelerle
kirlenmesinin, sudaki yaşam ve insan üzerinde uzun vadeli ve tehlikeli
sonuçlar doğurmasının beklendiğini kaydeden Denizli , "Her yıl yaklaşık
300 milyon ton endüstriyel ve tüketiciler tarafından kullanılan yapay
bileşiklerin atıkları, tarımsal olarak kullanılan 140 milyon ton gübre
ve bir kaç milyon ton tarımsal ilaç ve kazayla 0,4 milyon ton petrol ve
petrol ürünleri doğal sulara karışıyor" dedi.
Günü Geçmiş İlaçları Kanalizasyona Dökmeyin
Denizli , bir çok insanın kullanım tarihi geçmiş ilaçları doğrudan
kanalizasyon sistemlerine boşalttığını, bu durumun da suların
kirlenmesine neden olduğunu belirtti.
Birçok ülkede çöp olarak değerlendirilen ilaçların hastanelerde, bakım
evlerinde veya evlerde özel olarak toplanmasına yönelik uygulamalara
başlandığını anlatan Denizli , "Bazı ülkelerde ilaç geri toplama
üniteleri oluşturuldu. Bazılarında ise ilaçlar yakılarak imha edilmek
üzere biriktirilen zararlı evsel atık listesine alındı" diye konuştu.
Su kaynaklarının kimyasal analizinin pahalı ve zaman alıcı bir işlem
olduğunu ancak halk sağlığı açısından gerekli olduğunu ifade eden
Denizli , ilaçların atılımının kontrollü olması gerektiğinin altını
çizerek, "Kullanmadığınız ilaçları kanalizasyona dökmeyin" çağrısında
bulundu.

KAYNAK: 2008-06-12 TRT
Devamını okuyun...>>

Kimyacılar İhracat Atağında

KİMYA sektörünün ihracatının katlanarak büyüdüğü, geçen yılın 5 ayında 3 milyar 900 milyon dolar olarak gerçekleşen rakamın, bu yılın aynı döneminde 5 milyar 950 milyon dolara ulaştığı bildirildi. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Murat Akyüz, 2008 yılına da 12 milyar dolarlık ihracat hedefiyle başladıklarını anımsattı.

KAYNAK: 2008-06-11 HO Tercüman
Devamını okuyun...>>

4 Haziran 2008 Çarşamba

Petrol ve Doğal Gaz Fuarı Başladı

Aliyev: Hazar enerji kaynakları içinde eşi bulunmaz bir yerdir.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev , Hazar havzasının dünyanın enerji kaynakları içinde eşi bulunmaz bir yere sahip olduğunu söyledi.
Aliyev ,15`nci Hazar Petrol ve Doğal Gaz , Rafineri ve Petrol Kimyası
Fuarı `nın açılışında yaptığı konuşmada, hazar bölgesinin enerji güvenliğinde herhangi bir problem olmadığını vurguladı.
Azerbaycan`da 14 yıl önce bu fuarın açılmasıyla ülkeye yabancı sermeye girişinin hızlandığını anlatan Aliyev, ülkesinin enerji alanında işbirliği yaptığı hiçbir ülke ve yabancı şirketle sorunu olmadığını hatırlattı.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ülkesinin halihazırda 3 petrol 4 doğal gaz boru hattı ile komşularının,Türkiye`nin ve Avrupa Birliği`nin enerji ihtiyacına yardımcı olduğunu söyledi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Yazar da, enerji koridoru haline gelen Türkiye`nin bölgenin ve Avrupa`nın enerji güvenliğine katkı sağladığını belirtti.
15`inci Hazar Petrol ve Doğal Gaz, Rafineri ve Petrol Kimyası
Fuarı`na Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı ve BOTAŞ`ın yanı sıra 33 ülkeden 380 şirket katılıyor.
KAYNAK: 2008-06-03 TRT

Devamını okuyun...>>

31 Mayıs 2008 Cumartesi

Süte Bal Kattılar Yoğurdun Ömrünü Uzattılar

Mersin’de, bir lise öğrencisi geliştirdiği proje ile süte bal katarak ürettiği yoğurdun saklanma ömrünü yaklaşık 2 gün uzatmayı başardı.
MERSİN - Mersin Fen Lisesi 11’nci sınıf öğrencisi Merve Çabuk, “Bilim ve Buluş Şenliği”ne katılmak üzere yoğurdun lezzeti üzerinde başladığı çalışmada bakterileri tanıyınca yoğurdun raf ömrünü uzatmaya yönelik proje geliştirdi.
Mersin Fen Lisesi Biyoloji Öğretmeni ve projenin danışmanı Füsun Koşumcu, öğrencisi Merve Çabuk’un yoğurdu ile meşhur Silifke ilçesinde yaşadığı için yoğurt üzerinde çalışmalara başladığını söyledi.Önce yoğurdun lezzeti konusunda çalışma yaptıklarını anlatan Koşumcu, sütün mayalanma aşamasında bakterileri tanımaya başladıklarını, bal ile yaptıkları çalışmalarda ise “ekşime” süresinin daha uzun olduğunu gözlemleyince projenin bu yöne kaydığını belirtti.Yoğurdun içerisinde çok sayıda bakteri bulunduğunu ve bunların yoğurdun kalitesini belirlediğini ifade eden Koşumcu, şöyle konuştu:“Proje aşamasında bu bakterilerden ikisi ile çalıştık. Mayalanma aşamasında sütün içerisine yüzde 4, 6 ve 8 olmak üzere 3 farklı oranda akasya balı, sumak balı, dağ Yoncası balı, yonca balı ve çam balı gibi ballar ekleyerek Lactobacillus Bulgaricus ve Streptococcus Thermophilus bakteri sayısının azalmasını sağladık. Bunların ekşime sürelerini tespit ettik. Söz konusu iki bakterinin üremelerini takip ettik. Bununla birlikte ortamın pH miktarı yükselirken, asitlik azaldı. Çam balında yoğurdun ekşime süresinin uzadığını gördük. Bu sayede, buzdolabında ortalama 6 gün saklanabilen yoğurdun kalitesini bozmadan raf ömrünün yaklaşık 2 gün uzamasını sağladık. Bunu yaparken de hiçbir koruyucu ve kimyasal madde kullanmadık.”Balın antibakteriyel özelliği bulunduğunu da vurgulayan Koşumcu, “arılar bal için polen toplarken kendi salgılarını da bu polenlere bulaştırıyorlar. Bu antibakteriyel özellik böylelikle bala, sütün mayalanma aşamasında da yoğurda geçiyor” dedi.Ürettikleri yoğurdun normal yoğurtlara göre biraz daha tatlı olduğunu ifade eden Koşumcu, projenin verilecek destekle daha da geliştirilebileceğini kaydetti.Merve Çabuk da, yaşadığı ilçede yoğurtla içi içe olduğu için böyle bir çalışma yaptığını belirtti.Üniversitede moleküler biyoloji ve genetik öğrenimi görmeyi hedeflediğini ifade eden Çabuk, projesini daha da geliştirmeyi arzuladığını kaydetti.

Devamını okuyun...>>

30 Mayıs 2008 Cuma

Çevre Bakanlığı, "Kyoto"ya Onayı Uygun Buldu

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Dışişleri Bakanlığı'na, ''Kyoto Protokolü'ne taraf olmanın kabul ve onaylanmasının uygun olduğuna'' ilişkin yazı gönderdiğini bildirdi. Eroğlu, Milli Eğitim Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı ile İstanbul Deniz Ticaret Odası'nda imzalanan "Eğitimde İşbirliği Protokolü" törenine katıldı.Bakan Eroğlu, törende yaptığı konuşmada, geçen hafta pazartesi günü Küresel İklim Değişimi Komisyonu'nun toplandığını, burada Kyoto Protokolü'nün tanınması konusunda müzakere yapıldığını söyledi. Eroğlu, "Dışişleri Bakanlığına, Kyoto Protokolü'ne taraf olmanın kabul ve onaylanmasının uygun olduğuna ilişkin yazıyı imzalayarak gönderdim. Bu karar hükümete gidecek, sayın Başbakan bunu değerlendirecek, sonra TBMM'ye sevk edilecek" dedi.Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, "bu konuda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bilgisi olduğunu, konuyu ayrıca pazartesi günü kendisine arz edeceklerini" bildirdi.


KAYNAK: CNN TÜRK.com 30 Mayıs, 2008

Devamını okuyun...>>

Çevre Bakanlığı, "Kyoto"ya Onayı Uygun Buldu

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Dışişleri Bakanlığı'na, ''Kyoto Protokolü'ne taraf olmanın kabul ve onaylanmasının uygun olduğuna'' ilişkin yazı gönderdiğini bildirdi. Eroğlu, Milli Eğitim Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı ile İstanbul Deniz Ticaret Odası'nda imzalanan "Eğitimde İşbirliği Protokolü" törenine katıldı.Bakan Eroğlu, törende yaptığı konuşmada, geçen hafta pazartesi günü Küresel İklim Değişimi Komisyonu'nun toplandığını, burada Kyoto Protokolü'nün tanınması konusunda müzakere yapıldığını söyledi. Eroğlu, "Dışişleri Bakanlığına, Kyoto Protokolü'ne taraf olmanın kabul ve onaylanmasının uygun olduğuna ilişkin yazıyı imzalayarak gönderdim. Bu karar hükümete gidecek, sayın Başbakan bunu değerlendirecek, sonra TBMM'ye sevk edilecek" dedi.Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, "bu konuda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bilgisi olduğunu, konuyu ayrıca pazartesi günü kendisine arz edeceklerini" bildirdi.
KAYNAK: CNN TÜRK.com 30 Mayıs, 2008

Devamını okuyun...>>

Japonlar İftiharla Sunar: "Mikroskobik Kase"


Japon bilim adamları, nano teknoloji kullanarak, ancak bir mikroskopla görülebilecek küçüklükte kase yaptı.Makine mühendisi Profesör Masayuki Nakao, yaptığı açıklamada, Tokyo Üniversitesi'ndeki öğrencilerinin ve kendisinin, bir milimetrenin binde biri çapındaki kaseyi yapmak için karbon bazlı bir madde kullandıklarını söyledi. Nakao, bu Japon tarzı kasenin mikroskobik büyüklükteki "nanotüpler" kullanılarak yapıldığını belirtti. Söz konusu kasenin, "Nanotüp işlemi" teknolojisinin geliştirilmesini amaçlayan bir proje kapsamında yapıldığı kaydedildi. Nanotüpler, insan saç telinin kalınlığının yaklaşık on binde biri ölçüsünde tüp şeklindeki karbon parçalarından oluşuyor. Karbon nanotüpler, elektronik ve tıpta geniş bir yelpazede kullanılıyor. Bilim adamlarının yaptığı mikroskobik kasenin içinde Japon ve Çin mutfağının geleneksel makarnası ya da eriştesi olarak bilinen mikroskobik büyüklükte "noodle" da bulunuyor. Bu kasenin aslında ilk kez 2006 Aralıkta yapıldığı belirtildi. Dünyanın en küçüğü olarak nitelendirilen kase ancak geçen hafta düzenlenen mikrofotoğraf yarışmasında yer aldıktan sonra tanıtıldı.
KAYNAK: CNN TÜRK.com 30 Mayıs, 2008

Devamını okuyun...>>

29 Mayıs 2008 Perşembe

Türk Kimyasal Madde Sektörünün Büyük Endişesi

Türk kimyasal madde ihracatçısına Avrupa Birliği`nden mevzuat tehdidi. Birliğin yeni tüzüğü yılda bir tondan fazla ihracat yapan firmalara, Avrupa Birliği Kimyasallar Ajansı`na kaydolma zorunluluğu getiriyor. Bu kaydın neden olduğu en önemli endişeyse, Türk Kimyasal Madde sektörünün gizli formüllerinin, kaydeden yabancı firmaların eline geçmesi.

Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen bir basın toplantısı düzenleyerek Türk Kimyasal Madde sektörünün karşı karşıya bulunduğu büyük tehlikeden ve bu tehlikenin önlenmesi için aldıkları önlemlerden bahsetti. Tüzmen Türk Kimya Sektörü`nün yıllık 10.4 milyar dolarlık ihracatı içerisinde, 3 milyar 730 milyon dolarlık pay alan Avrupa Birliği`nin 1 Aralık 2008 tarihinden itibaren kimyasal kaydı zorunlu tuttuğunu aktardı. Yılda bir tondan fazla ihracat yapan kimya firmalarını etkileyecek bu kayıt, Avrupa Kimyasallar Ajansı tarafından yapılacak. Ancak burada bir sorun ortaya çıkıyor. Kayıt konusunda iki alternatif var. Türk firmaları ya Avrupa Birliği`ndeki ithalatçı firma üzerinden ya da Avrupa`da yerleşik tek temsilci niteliğindeki şirketler aracılığıyla kayıt yaptırabilecek? Bu durumun ortaya çıkaracağı çok ciddi bir endişe de mevcut. Kürşad Tüzmen , Türk şirketlerinin gizli formüllerini korumak amacıyla geliştirdikleri kayıt yönteminden de bahsetti. Geriyeyse Avrupa Birliği`ne ihracat yapan Türk firmaları için "Reach" olarak adlandırılan yardım masasına ya da, İstanbul Metal Mamulleri İhracatçıları Birliği`ne başvurmak kalıyor.
Devamını okuyun...>>

Sözleşmeli Personel Alım İlanı

Çevre ve Orman Bakanlığı sözleşmeli personel alım ilanı
Çevre ve Orman Bakanlığı; 4/B`li olarak çalıştırmak üzere çevre, kimya ve inşaat mühendisi ile kimyager, şehir plancısı, biyolog, çözümleyici ve programcı alacaktır. Başvurular en geç 16.06.2008 tarihinde sona erecektir.
KAYNAK: 2008-05-27 www.malatyaguncel.com

Devamını okuyun...>>

28 Mayıs 2008 Çarşamba

Zorlu, 2008`de 12 Petrol Kuyusu Daha Açacak

Türkiye`nin çeşitli bölgelerinde Petrogas ve Amity Oil şirketleri adına 27 adet doğalgaz ve petrol arama ruhsatı bulunan Zorlu Holding, 2008 yılı içinde 12 petrol arama ve geliştirme kuyusu daha açmayı planlıyor.

Zorlu Potrogas Proje ve Yatırımlar Direktörü Şahin Göndiken, 2006 yılı sonu itibarıyla dünyada kalan ham petrol rezervinin toplam 1.2 trilyon varil, kalan doğalgaz rezervinin de 181 trilyon metreküp olduğunu söyledi.
Göndiken, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu`nun (EPDK) 2007 yılı sonu itibarıyla yayınladığı raporda, 2005 yılı sonunda 1 trilyon 200 milyar varil olan dünya petrol rezervlerinin, 2006 yılı sonunda 1 trilyon 210 milyar varil, 2007 yılı sonunda 1 trilyon 208 milyar varil olarak gösterildiğini anımsattı.
Göndiken, petrol fiyatlarının artışına paralel olarak "üretilebilir petrol ve yerinde petrol" oranlarının, gelişen yeni teknolojilere paralel olarak artmasının söz konusu olabileceğini bildirdi.

Türkiye'nin Durumu

Göndiken, Türkiye`nin petrol ve doğalgaz rezervlerinin yetersizliği nedeniyle yurtdışına bağımlı bir konumda olduğunu söyledi.
Türkiye`nin petrol tüketiminin yüzde 10`unu, doğalgaz tüketiminin de ancak yüzde 5`ini yerli kaynaklardan karşılanabildiğine dikkati çeken Göndiken, buna karşılık olarak hidrolik, jeotermal, güneş ve rüzgar enerjileri bakımından büyük bir potansiyele sahip olduğuna işaret etti.
Göndiken, Zorlu Enerji Grubu olarak petrol ve doğalgazın yanı sıra, alternatif enerji kaynakları olan hidrolik enerji, jeotermal enerji ve rüzgar enerjisi ile ilgili yatırımların devam ettiğini belirtti.
Göndiken, "Ülkemizin enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla yaptığımız uzun vadeli yatırımlar ve milli kaynakları değerlendirme projeleri tüm hızıyla devam ediyor. Bugün için Zorlu Enerji Grubu`nun enerji üretimi için sahip olduğu kurulu gücü 420 MW dolayındadır. Zorlu Enerji`nin beş yıllık enerji yatırım planı içerisinde ulaşmayı hedeflediği miktar da 4 bin MW olarak belirlenmiştir" dedi.

Türkiye Petrolünün Kalitesi

Göndiken, Türkiye`nin sahip olduğu jeolojik yapı ve petrol ihtiva edebilecek olan kayaların, yer hareketleri sonucunda büyük çapta açığa çıkarak aşındığını söyledi.
Bu nedenle geçmişte oluşmuş petrol rezervlerinin tahrip olduğunu belirten Göndiken, dolayısıyla Türkiye`nin petrol rezervi açısından bir Ortadoğu ülkesi gibi çok ümitli konuma sahip olmadığını, ancak aramaların devam ettirilmesi sonucunda yerli petrol üretiminin artırılmasının imkanının bulunduğunu kaydetti.
Göndiken, Türkiye`de üretilen petrolün kalitesinin genel olarak orta değerde (20-25 0API gravite) olduğunu ifade etti.
Zorlu`nun petrol arama çalışmaları
Göndiken, Türkiye`de 1860 yılından başlayan petrol arama çalışmalarının ağırlıklı olarak Güneydoğu Anadolu ve Trakya`da yoğunlaştığını, TPAO dışında 42 adet yerli ve yabancı özel şirketin de arama ve üretim faaliyetlerinde bulunduğunu söyledi.
Zorlu`nun 2000 yılından bu yana petrol ve gaz arama, sondaj ve üretim faaliyetlerini Zorlu Petrogas ve Amity Oil adındaki iki ayrı şirket bünyesinde sürdürdüğünü bildiren Göndiken, Türkiye`nin çeşitli bölgelerinde Petrogas ve Amity Oil adına alınan 27 adet doğalgaz ve petrol arama ruhsatlarının bulunduğunu ifade etti.
Göndiken, Trakya`da 13, Diyarbakır`da 2, Gaziantep`te 2, Siirt`te 1, Denizli`de 5, Adana`da 1 ve Konya`da 3 adet ciddi boyutlarda petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı olarak önemli yatırımların yapıldığını belirtti.
Göndiken, yurtdışından gelen proje tekliflerini de değerlendirdiklerini belirterek, bu yönde çalışmalarını sürdürdüklerini bildirdi.
Dünya genelinde enerji ihtiyacının giderek artması ve buna bağlı olarak petrol ve doğalgaz fiyatlarının astronomik rakamlarda seyretmesinin bu sektörü ilgi odağı haline getirdiğini ifade eden Göndiken, bu trendin uzun yıllar devam edeceğini, sektörde faaliyet gösterecek şirketlerin başarılı olması durumunda önemli bir kazanç imkanının bulunduğunu kaydetti.

KAYNAK: 2008-05-28 CNN Türk
Devamını okuyun...>>