Kimya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kimya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Eylül 2009 Cumartesi

Gelişmiş Ülkeler Türk Borunu Stokluyor

Uzmanlar Türk borunun yabancı ülkeler tarafından stoklanıp işlenerek pazara sokulduğunu iddia ediyor.

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi


Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Elektro Kimya ve Malzeme Laboratuvarı`nda bor üzerine araştırmalar yapan Prof. Dr. Mehmet Levent Aksu, gelişmiş ülkelerin dünya bor rezervlerinin yüzde 70`ini elinde bulunduran Türkiye`den ham bor satın alarak ``stok yaptıklarını``, geliştirdikleri teknolojiyle işledikleri yaklaşık 250 çeşit bor ürününü Türkiye ile beraber tüm dünyaya pazarlamayı hedeflediklerini ileri sürdü.
Prof. Dr. Aksu, bor teknolojileri ile ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye`de bor teknolojisinin geliştirilmesinin hayati önem taşıdığına işaret etti.
Türkiye`nin dünya rezervlerinin yüzde 70`ini elinde bulunduran bir ülke olmasına karşın dünyanın Türkiye`den bor alma gereksinimi bulunmadığını savunan Aksu, Türkiye dışındaki rezervin, dünyanın 100 yıllık ihtiyacını karşılayabilecek seviyede olduğunu bildirdi.
Mehmet Levent Aksu, borun çok geniş bir kullanım alanı olduğunu ve bu elementten yaklaşık 250 şekilde yararlanıldığını ifade ederek, ``olağanüstü bir element`` şeklinde tanımladığı borun, ``metallere kaplandığında dayanıklılığı yüksek oranda arttırdığını, bazı bor bileşiklerinin sürtünmeyi azalttığını ve sodyum bor hidrorürün yakıt olarak kullanılabildiğini`` bildirdi.
Günümüzde hidrojenin de kullanım alanının genişlediğini dile getiren Prof. Dr. Aksu, enerji sistemlerinin buna göre şekillendiğini, bilinen en etkili yakıt olan hidrojenin depolanmasının halen aşılması gerekli bir sorun olduğunu dile getirdi.
Hidrojenin güvenli şekilde depolanması ile ilgili önemli Ar-Ge çalışmalarının sodyum bor hidrorür kullanımıyla ilgili olduğunu belirten Aksu, çok daha emniyetli olan bu bileşiğin yaygın kullanımı ve geliştirilmesi için çalışmaların sürdüğünü kaydetti. Aksu, ``Bu bileşikle araçların ısıtma sistemleri, diz üstü bilgisayarlar çalıştırılabilir. Düşük enerji gerektiren pek çok sistemde etkin roller ortaya çıkarılabilir. Yeter ki gereken yatırımlar yapılsın`` dedi.
HAM BOR SATMAK EKONOMİYE KATKI SAĞLAMAZ
Prof. Dr. Aksu, Türkiye`nin boru ham haliyle satabildiğini ve yıllık kazancının da 400-500 milyon dolar olduğunu, bor madenini ham olarak satarak ekonomik yarar sağlayamayacağını dile getirdi. Aksu, sözlerine şöyle devam etti:
``Gelişmiş ülkeler Türkiye`den bol miktarda bor alarak stok yapıyor. Yakında geliştirdikleri teknolojilerle işlenmiş boru yüksek maliyetlerle Türkiye ile birlikte dünyaya pazarlamayı hedefliyorlar. Bor teknolojilerine yatırım yapılmazsa Türkiye, bu teknolojiyi ekonomiye kazandırmada büyük zarara uğrayacak. Türkiye elindeki bor madenini ham olarak satarak hiçbir yere gelemez. Bunun teknolojisinin geliştirilmesi için gerekli desteğin sağlanması ve kimya ile ilgili birimlerin bu konulara yönlendirilmesi lazım. Devletin bu konuya çok üst seviyede maddi destek sağlaması gerekiyor.``
Aksu, Türkiye`de bordan yakıt üretilmesi konusunda araştırmalara desteğin arttığını, ancak bunun yeterli olmadığını ifade ederek, ``Türkiye boru teknik ürünlere dönüştürebilirse ekonomik kazanç milyarlarca doları bulabilir`` diye konuştu.
Türkiye`deki araştırmalara değinen Aksu, tankların ve zırhlı araçların, aşınma ve korozyona dayanıklı çok sert bir madde olan borla kaplanarak dayanıklılığının artırılması konusunda çalışmalar yapıldığını bildirdi. Zırhın borla kaplanması durumunda dayanıklılığının 5 kata kadar artırılabildiğini kaydeden Aksu, ancak bu teknoloji için yaklaşık 1000 derece sıcaklığın gerektiğini, pahalı olan bu teknoloji için de çalışmaların sürdüğünü kaydetti.
Kaynak: 2009-08-24 DunyaBulteni.Net http://www.dunyabulteni.net

Devamını okuyun...>>

29 Kasım 2008 Cumartesi

AKRİLİK ELYAFTA DÜNYA DEVİ AKSA ÜRETİM KAPASİTESİNİ YÜZDE 75'E DÜŞÜRDÜ

Ulusal Kalite Ödülü'nün Bu Yılkı Sahibi Aksa'nın Genel Müdürü Mustafa Yılmaz, Aksa'nın Rekabetçi Piyasaların Bir Gereği Olarak Daha Yeni ve Katma Değeri Yüksek Ürünlere Doğru Bir Dönüşüm Yaptığını Kaydederek "Şu Anda Katma Değerli Ürünler Toplam Üretimin Yüzde 7'sini Oluşturuyor. 2012 Sonunda Katma Değerli Ürünlerin Toplam İçindeki Payını Yüzde 15' E Ulaştıracağız" Dedi.

Akkök Grubu şirketlerinden AKSA, küresel krizin etkisiyle ortaya çıkan talep düşüklüğü nedeniyle Eylül 2008'den bu yana üretim kapasitesini yüzde 25 azaltarak yüzde 75 kapasite ile çalıştığını, küresel kriz ortamında rakip ülkelere göre çok iyi durumda olduğunu açıkladı.
AKSA Genel Müdürü Mustafa Yılmaz 1968 yılında kurulan ve Yalova'daki fabrikasında 5 bin ton ile üretimle başlayan AKSA Akrilik Kimya Sanayi'nin 2007 yılında 300 bin ton yıllık üretim kapasitesini aştığını ve bugün itibariyle de yıllık kapasitenin yılda 308 bin tona ulaştığını söyledi. Akrilikte dünya lideri olan Aksa'nın Türkiye Kalite Derneği(KALDER) tarafından 16. Ulusal Kalite Ödülü'nü alması dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan Mustafa Yılmaz "Kurumsal mükemmellik yolculuğumuzda önemli bir aşama olan Ulusal Kalite Ödülüne layık görülmek bizleri çok mutlu etti. Hedeflerimize ulaşmada AKSA çalışanlarının ve tüm paydaşlarımızın her birinin ayrı emeği var. İnanıyoruz ki sektörümüz de bizimle beraber Ulusal Kalite Ödülünü yaşayacak" dedi.


-"KATMA DEĞERLİ ÜRÜNLERE YÖNELDİK"-

AKSA'nın çevreye duyarlı bir şirket olarak geçen 10 yılda her yıl ortalama 20 milyon dolar yatırım yaptığını belirten Mustafa Yılmaz, 700 milyon dolar olan cironun yüzde 4-5'lik kısmının Ar-Ge harcamalarına ayrıldığını beş kıtada ve 50 ülkede ürünlerini dünya pazarlarına sattıklarını söyledi. Yılmaz, AKSA'nın rekabetçi piyasaların bir gereği olarak daha yeni ve katma değeri yüksek ürünlere doğru bir dönüşüm yaptığını kaydederek "Şu anda katma değerli ürünler toplam üretimin yüzde 7'sini oluşturuyor. 2012 sonunda katma değerli ürünlerin toplam içindeki payını yüzde 15' e ulaştıracağız. Dış mekan elyafında yüzde 50 pazar payı ile dünya lideriyiz" diye konuştu.

-"DÜNYADA KAPASİTE ÖNEMLİ ORANDA DÜŞTÜ"-

Toplantıda soruları yanıtlayan AKSA Genel Müdürü Yılmaz, küresel kriz ortamında Avrupa'daki rakip kuruluşların üretim kapasitelerinin önemli oranda azaldığını, önemli bir rakip şirketin üretimi tümüyle durdurduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

"Japonya ve Çin'de kapasite kullanımı yüzde 2 gibi sembolik değerlere inmiş durumda. Almanya yüzde 50 kapasite ile çalışıyor. Diğer rakip ülke olan İspanya ise bize yakın bir kapasite ile üretim yapıyor. Biz şu anda yüzde 75 kapasite ile çalışıyoruz. Azalan talebe göre üretim esnekliğimiz bulunuyor. Kötü, muhtemel ve iyi olmak üzere üç stratejimiz var. Bu stratejileri gelişmelere bağlı olarak her ay gözden geçiriyoruz."

-"SIFIR MESAİ DÜZENİNE GEÇTİK"-

Üretim kapasitesinin düşmesi nedeniyle işçi çıkarımının söz konusu olup olmadığı yolundaki bir soruya Yılmaz "Şu anda 606 çalışanımız var. İşçi çıkarımı söz konusu değil. Çalışanlarımızla durumu birlikte değerlendirerek verimliliği arttırmaya ve toplam maliyetleri düşürmeye çalışıyoruz. Bizim en önemli sermayemiz insan ve kriz gibi durumlarda yetenekli insan kaynağının önemini daha iyi biliyoruz. Toplam maliyeti düşürme konusunda birkaç değil çok sayıda çözümü birlikte ele alıyoruz. Talep yüzde 50'nin altına düşerse çözüm yaklaşımlarımızı yine kabul edilebilir ölçülerde uygulamaya koyacağız. Şu anda verimliliğimiz eskiye göre daha artmış durumda.Biz ayda 192 bin YTL fazla mesai veren bir şirketiz. Şu anda siparişlerdeki düşme nedeniyle sıfır mesai düzenine geçtik" yanıtını verdi.

-"KONSOLİDASYON DÜNYADA OLACAK"-

Kriz koşullarına rağmen 2008 üretim hedeflerinde bir değişim beklemediklerini ifade eden Mustafa Yılmaz " Biz sipariş üzerine çalışıyoruz. Stok için çalışmıyoruz . Dolayısıyla şu anda siparişlerde yüzde 30 civarında bir düşme var. 2009'da da siparişlere bağlı olarak yüzde 30'luk bir üretim kapasitesinde bir düşme bekliyoruz" diye konuştu.

Sektörde bir konsolidasyon yaşanır mı sorusuna ise Yılmaz " Biz şu anda Aksa olarak bir satın alma düşünmüyoruz. Belki teknoloji ihracı yapabiliriz. Ancak arasında konsolidasyonlar olacaktır. Çin'de çünkü ciddi kapanmalar yaşanıyor. Yılda 2 milyon 700 bin ton olan akrilik elyaf üretimi 1 milyon 800 bin tona geriledi. Bu düşüşü dikkate aldığımızda rakip ülkelerde konsolidasyonların yaşanması kaçınılmaz olacaktır " karşılığını verdi.

-"ÇEVRE BİLGİMİZİ RAKİPLERİMİZLE PAYLAŞIYORUZ"-

AKSA'nın hava, su, toprak ve gürültü konusunda örnek bir çevreci yaklaşım politikası izlediğini ifade eden Mustafa Yılmaz, "Çevre korumaya yönelik uygulamalarımızı rekabet koşullarımı arttırmak için yapmıyoruz. O yüzden çevrecilik üzerine geliştirdiğimiz bilgileri rakiplerimizle paylaşmaktan da kaçınmıyoruz. Çünkü bunu toplumsal bir sorumluluk olarak görüyoruz" dedi.(ANKA)


KAYNAK: www.haberler.com (NÇ/NB/BÜN) (Ankara Haber Ajansı) 27.11.2008

Devamını okuyun...>>

26 Kasım 2008 Çarşamba

Türkiye Enerjide Yerele Dönüyor

Yüksek fiyatlar, petrol ve doğal gaz kaynakları sınırlı olan Türkiye'yi, gittikçe artan enerji ihtiyacını karşılamada farklı arayışlara yöneltiyor.
Kömür gazından enerji üretimi, son dönemde rüzgar, jeotermal ve hidrolik gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık veren Türkiye'nin enerjide yeni umudu oldu. Edinilen bilgiye göre, hükümetin, enerjide alternatif ve yerel kaynaklara ağırlık veren politikası, sektördeki kamu kurumlarını da yeni arayışlara sevk etti. Dünyadaki gelişmelere paralel olarak, temiz kömür teknolojileri ve kömürün Entegre Gazlaştırma Kombine Çevrim Teknolojisiyle (IGCC) gazlaştırılması sonucunda, elektrik, sıvı yakıt, kimyasal maddeler ve hidrojen üretilmesi teknolojilerine geçiş sürecinin hızlandırılması amacıyla bugüne kadar çeşitli faaliyetler yürüten Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ), bu alandaki çalışmalarına hız verdi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi ile "Linyitlerin Gazlaştırılması-Sıvılaştırılması" konulu müşavirlik hizmeti alımı sözleşmesi imzalandı, Gazi Üniversitesine de "Kömür ve Yeni Ufuklar" başlıklı rapor hazırlatıldı. Kömür gazlaştırma tesisi Yapılan çalışmalar sonucunda, enerji taşıyan gazlarla ilgili olarak her türlü araştırmanın yapıldığı, merkezi ABD'nin Şikago kentinde bulunan Gaz Teknoloji Enstitüsü (GTI) ile Türk kömürlerine uygulanabilen şimdiki kömür gazlaştırma tekniklerinin incelenme ve değerlendirmesini yapmak üzere sözleşme imzalanması önerisi üzerinde görüş birliğine varıldı. Bu çerçevede Tunçbilek, Soma ve Seyitömer kömürlerinden temsili olarak alınan üç numune, GTI'de test ve analizler yapılmak üzere ABD'ye gönderildi. Kömür gazından enerji elde edilmesi çalışmaları kapsamında, Türkiye'de daha önce azot sanayi tarafından uzun yıllar yurt içi linyitleri kullanılarak gerçekleştirilmiş olan gazlaştırma teknolojilerinden elde edilen tecrübelerden de yararlanılarak, tamamen TKİ imkanlarıyla, projesi, tasarımı ve her türlü teknik detay hesapları yapılmış bir kömür gazlaştırma tesisi kurulması planlanıyor. Tesisin 2009 yılının ortalarına doğru bitirilmesi hedefleniyor. TKİ Genel Müdürü TKİ Genel Müdürü Dr. Selahaddin Anaç, yaptığı açıklamada Türkiye'de petrol ve doğal gaz kaynakları sınırlı olduğundan değerlendirebilecek tek yerli fosil yakıtın kömür, kömürün doğrudan yakılarak enerji üretiminde kullanımı yerine, doğrudan sıvılaştırma ve gazlaştırma yöntemleriyle değerlendirilmesinin de en doğru uygulamalardan birisi olacağını bildirdi. Türkiye'nin linyit kaynakları kullanılarak, gazlaştırma reaksiyonlarıyla yüksek basınçta oksijen ve buharla üretilen sentetik gazdan metanol, amonyak, nafta, dizel yakıtı ve kimya endüstrisinin temel maddelerini üretmenin mümkün olduğunu ifade eden Anaç, gazlaştırma teknolojilerinin Türkiye'de bu amaçla kullanılmaya başlanmasıyla, milyarlarca dolarlık ithalat harcamalarında da önemli azalmalar olacağını vurguladı. Son yıllarda başta Çin Halk Cumhuriyeti olmak üzere Güney Afrika Cumhuriyeti, ABD, Kanada, Avustralya ve Avrupa ülkelerinin hızlı bir şekilde kömürün yer altı ve yer üstü gazlaştırmasıyla elektrik, yakıt (sıvı ve gaz), metanol, amonyak gibi çeşitli kimyasal maddeler ve hidrojen üretilmesi konularında yatırım yaptıklarını anlatan Anaç, "Gazlaştırma teknolojisindeki gelişmeler, geleceğin enerjisi olarak tanımlanan hidrojen ve yakıt pillerinin ticarileşmesinde çok önemli rol alacağını göstermektedir" dedi.

KAYNAK: http://www.aktifhaber.com/
Devamını okuyun...>>

25 Kasım 2008 Salı

PROF. ÇOBAN: BÜTÜN ÜLKELERİN BOR MADENİNE OLAN TALEBİ ARTARAK DEVAM EDİYOR

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Türkiye'nin İtirazlarına Rağmen Bor Madenini 'Üremeye Olumsuz Etkili Toksik (Zehirli) Madde Listesine Alırken, Uzmanlar, Günümüz Şartlarında Yüksek Teknolojiye Sahip ve Birçok Sektörde Söz Sahibi Olan Ülkelerin Bor Madenini Geri Çevirme Şansları Bulunmadığına Dikkat Çekiyor.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Türkiye'nin itirazlarına rağmen bor madenini 'üremeye olumsuz etkili toksik (zehirli) madde listesine alırken, uzmanlar, günümüz şartlarında yüksek teknolojiye sahip ve birçok sektörde söz sahibi olan ülkelerin bor madenini geri çevirme şansları bulunmadığına dikkat çekiyor. Bu ülkelerin bor madenine olan talebinin de her geçen gün sektörlerdeki büyümeyle arttığına işaret ediliyor.
Kayseri Erciyes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Abdullah Çoban, AB Komisyonu'nun bor madeni ile ilgili verdiği raporun siyasi olabileceğini, ülkelerin bor madenine olan ihtiyacının hiçbir zaman kısıtlamalarının mümkün olmadığına dikkat çekti.
Prof. Çoban; cam, porselen, seramik sanayi, cam yünü izolasyon sanayi, yanmaz ve ısı geçirmez eşya imalatı, krem, kozmetik, ilaç sanayi, sabun ve deterjan gibi birçok sektörde bor madeninin artık vazgeçilmez ürün haline geldiğini hatırlattı. Çoban, madenin kullanıldığı birçok sektörü ise şöyle sıraladı: "Bor madeni savunma sanayiinde silah yapımında, tüfek, tabanca, top, tank gibi silahların üretiminde öncelikli sırada yeralıyor, kanser tedavisinde, hayalet uçakların üretiminde, kobra helikopterlerin koltuklarında, plastik ve sanayi elyafı üretiminde kullanılıyor. Kağıt sanayi, hayvan yemi, gübre, zirai ilaçların üretiminde de her geçen gün artarak bor kullanımı devam ediyor. Dericilik, fotoğrafçılık, cep telefonu, dizüstü bilgisayar bataryalarında ve uzay mekiklerinin yakıtlarında en önemli ihtiyaç maddesi olarak karşımıza çıkıyor."
Bu sektörlerde bor talebinin büyüyerek arttığını yenileyen Prof. Dr. Çoban, bu sektörlerin bir çoğunda söz sahibi olan Avrupa Birliği ülkelerinin kesinlikle bor madenini kullanmayacaklarını ilan edemeyeceğini belirtti. Çoban, 2005 yılında yürürlüğe giren Yeni Maden Kanunu'nun yabancıların Türkiye'de maden aramalarına imkan sağladığını hatırlatarak, "Yabancı şirketlerin bu kanun sayesinde 2007 yılı itibariyle toplam 150 bin kilometrekare, 450 bin kilometrekare alanda da dolaylı yoldan maden arama ruhsatı aldıkları biliniyor" dedi.
Altın, gümüş, krom, platin, taryum, uranyum, osmiyum gibi değerli birçok maden sahalarının öncelikli olarak alındığını anlatan Prof. Dr. Çoban, Türkiye'de yabancıların alamadığı tek maden sahasının ise bor madeni olduğunu dile getirdi. Çoban, Avrupa Birliği ülkelerinin bor madeni sahalarını almak istemelerinden dolayı siyasi olarak bu raporu hazırlamış olacağına değinerek, "Özelleştirilmeyen bir tek bor madenimiz kaldı. Şimdi onun üzerinde de oyunlar oynanmaya başlandı'' diye konuştu.
Türkiye'nin yurt dışına tonu 300 dolara borik asit sattığını anlatan Abdullah Çoban, bunun malzeme haline getirilmesi durumunda tonu 1 milyon dolara satılabileceğini ifade etti. Avrupalıların Türkiye'den bor almama gibi lüksleri olamayacağını dile getiren Çoban, şu noktalara dikkat çekti: "Bor madeninin kullanımında akıl üretmek gerekiyor. Bu yapılmadığı takdirde Avrupalılar Türkiye'nin bor madenini almamakla, fiyatı düşürmekle tehdide devam edecekler. Ortaya çeşitli raporlar çıkararak bu yolu deneyecekler. Beklentileri ise Türkiye'nin, 'Biz işleyemiyoruz, alın siz işleyin' demeleri."
Bor madenine ihtiyaçları yok gibi gözüken Avrupa ülkelerinin, Çin üzerinden kendi ülkelerine bor ithalatı yapmaya başladığına işaret eden Prof. Çoban, Türkiye'nin bilinen 4 milyar ton bor rezervi olduğunu kaydetti. Avrupalı ve Çin maden şirketlerinin mevcut sahalar dışında yeni bor maden yatakları keşfettiğini ifade eden Prof. Dr. Çoban, bu sahalarla ilgili bazı yabancı firmaların girişimleri olduğunu hatırlattı.

"ABD, TÜRKİYE'NİN KULLANDIĞI ELEKTRİĞİN 3 KATINI NÜKLEER ENERJİDEN ÜRETİYOR"

Prof. Dr. Abdullah Çoban, ayrıca, Amerika'nın, Türkiye'nin yıllık kullandığı elektrik enerjisinin 3 katını nükleer enerji santrallerinden ürettiğine dikkat çekti. Çoban, özellikle bazı grupların, nükleer enerjiyi kamuoyuna yansıttığı gibi çevre kirliliğine, büyük felaketlere neden olmayacağını açıkladı.
Zürih'in dünyanın en temiz kenti olduğunu anlatan Çoban, gözden kaçan bir detaya dikkat çekti: "Zürih'te 10'a yakın nükleer enerji santrali bulunuyor. Depremler ülkesi Japonya'da 89 tane nükleer enerji santrali var. ABD'yi, Zürih'i, Japonya'yı kirletmeyen nükleer santraller sadece İran'ı ya da Türkiye'yi mi kirletecek ?"
KAYNAK: (Cihan Haber Ajansı) 21.11.2008

Devamını okuyun...>>

6 Ekim 2008 Pazartesi

Dünya'nın En Büyük Arsenik Arıtma Tesisi İzmir'de Kuruluyor

İzmir`in arsenik arıtma tesisi, ocakta hizmete giriyor.
Yeraltı sularında görülen kimyasal değişimlerle birlikte yükselen sudaki arsenik oranını standartların altına çekmek için çalışmalara başlayan belediye, 15 milyon Euro`luk yatırımla Menemen, Halkapınar, Göksu ve Sarıkız kuyularına arsenik arıtma tesisi kurmaya başladı. Tesislerden üçünün 3 ayda tamamlanarak devreye girmesi hedefleniyor. Arıtma projesini üstlenen Culligan Italiana S.P.A.-Nema Kimya Dış Ticaret Ortak Girişimi yetkililerinden alınan bilgiye göre, Manisa`da Göksu ve Sarıkız kuyularından gelen günlük 259 bin metreküp suyu arıtacak arsenik arıtma tesisi, bu alanda dünyanın en büyük arıtma tesisi unvanına sahip olacak. Halen Türkmenistan'ın başkenti Aşkabat`ta bulunan dünyanın en büyük arsenik arıtma tesisleri, günde 150 ve 200 bin metreküp kapasiteyle çalışıyor. Türkiye`de ise şu an Uşak-Eşme ve Manisa`da arsenik arıtma tesisi bulunuyor. İzmir, Cihan
KAYNAK: 2008-10-05 Zaman

Devamını okuyun...>>

1 Ekim 2008 Çarşamba

Dekan Doğal Saç Boyası Üretti

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı ve ve Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adem Önal, yaptığı araştırmalar sonucu, ceviz yaprağı, portakal ve ceviz kabuğu gibi çeşitli malzemeler kullanarak doğal saç boyası üretti.
Prof. Önal, yaptığı açıklamada, yaptığı çeşitli araştırmalar sonucu ceviz yaprağı, portakal kabuğu ve ceviz kabuğu gibi çeşitli malzemeler kullanarak doğal saç boyası yaptığını bildirdi.
Doğal saç boyasının ham maddesi olan ceviz yaprağı, portakal ve ceviz kabuğunun sezonunda toplanıp kurutulduğunu ifade eden Prof. Dr. Önal, bunların kurutulduktan sonra öğütülüp ekstraksiyon işlemine tabi tutulduğunu, daha sonra katılaştırılarak değişik saç boyalarının hazırlandığını belirtti.
Boyanın üretiminde karanfil, kına, yumurta, zeytin yağı, çay, yoğurt gibi doğal ürünlerin de kullanıldığını anlatan Prof. Dr. Önal, `Bu saç boyasının kesinlikle ve kesinlikle hiç bir yan etkisi yok. Saç derisine herhangi bir zarar vermez` diye konuştu.
Saç boyasında renk olarak kızıl kahve, kestane, doğal siyah ve kızıl renkler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Önal, `Hazırladığımız bu saç boyasını birçok kişi üzerinde denedik. Doğal saç boyasının saç dökülmelerini de engellediğini gördük` dedi.
Bundan bir süre önce bu konuda yüksek lisans tezi de hazırlattığını bildiren Prof. Dr. Önal, şunları kaydetti:
`Böyle bir çalışmaya neden girdik? Literatüre baktığımız zaman gebe bayanlarda kullanılan sentetik saç boyalarının ciddi manada sağlık sorunları çıkardığını görüyoruz. İşte bu hamile bayanlardaki yan etkiyi ortadan kaldırmak, kullanıcı olan bay ve bayanlarda sağlık sorunlarını engellemek amacıyla böyle bir çalışma yaptık. Ayrıca bu doğal saç boyasını kullananlar hazırladığımız kürleri de kullanırlarsa saçların daha sağlıklı olmasını sağlar.`
Boyanın kalıcılık süresinin en az 6 hafta olduğunu ifade eden Prof. Dr. Önal, `Diğer sentetik saç boyalarında da aynıdır. Saç diplerinden beyaz saç çıktığı için en az 6 hafta diyoruz. Doğal saç boyamızın satış iznini de çok yakında alacağız` diye konuştu.
Doğal saç boyasını kullanan Gaziosmanpaşa Üniversitesi Kimya Bölümü Araştırma Görevlisi Ferda Kavak ise saçının daha önce sarı olduğunu ve sentetik boya kullandığı için sürekli dökülme, kırılma, uzamama şikayetlerinin bulunduğunu söyleyerek, `Saçımın ilk rengi olan kestaneye dönmek istedim. İnsan değişiklik istiyor. Bu doğal saç boyasını denedim. Saçımdaki dökülme 2-3 boyamadan sonra tamamen durdu. Saçım gerçekten parlamaya başladı ve gürleşti. Bu doğal boya saçımı beslediği için çok memnunum.`

KAYNAK:2008-10-01 www.timeturk.com
Devamını okuyun...>>

30 Eylül 2008 Salı

İhracata Kimyasal Uyarı

Gerek günlük hayatımızda tükettiğimiz gerekse ihraç ettiğimiz tüm ürünlerde kimyasal madde kullanımında AB`nin daha sağlıklı ve çevreci maddeleri kullanma koşullarının Türkiye ekonomisine ek maliyet getireceğine dikkat çekildi. Bu kriterlere uymayan ürünün AB`ye ihracatının engelleneceği belirtilerek, bundan pek çok kimyasal girdi kullanan özellikle tekstil sektörünün etkileneceğine işaret edildi. Kullanılan kimyasalların ön kaydının Avrupa Kimyasallar Ajansı`na 1 Aralık 2008`e kadar yapılması gerekiyor.
1 Haziran 2007 tarihinde yürürlüğe giren `Avrupa Birliği Kimyasalların Kayıt Altına Alınması, Değerlendirilmesi, Ruhsatlandırıl-ması ve Sınırlandırılması Tüzüğü`nün (REACH), birliğe ihracat yapan üçüncü ülkelerin kimya sanayilerini de etkiyeceği uyarısında bulunuldu.
Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu`ndan yapılan açıklamada, yeni mevzuata göre şirketlerin ticari kullanıma girmeden önce bir kimyasalın güvenli olduğunu göstermeleri gerekiyor.

GÜNLÜK TÜKETİLEN ÜRÜNLER
• REACH tüm kimyasalları kapsıyor ve yalnızca endüstriyel süreçlerde kullanılan kimyasallar için değil, gündelik yaşamımızda da örneğin temizlik ürünlerinde, boyalarda, kıyafet, mobilya ve elektrikli aletler gibi eşyalar için de geçerlilik taşıyor.
Tüzük, özellikle kimyasalların sağlık ve çevreye karşı oluşturabileceği riskleri yönetebilmek üzere özellikle sanayiye önemli sorumluluklar yüklüyor. Yeni mevzuata göre, şirketlerin ticari kullanıma girmeden önce bir kimyasalın güvenli olduğunu göstermeyi zorunlu kılıyor.
Bu durum, REACH`in yürürlüğe girmesinden önceki durumun tam tersini oluşturuyor. Daha önceki uygulamaya göre yetkililerin bir kimyasalın zararlı olduğunu söz konusu kimyasal sınırlandırılmadan veya piyasadan kaldırılmadan önce kanıtlamaları gerekmekteydi.
1 ARALIK 2008`E KADAR TEYİT
• Yönetmelik, ihracatının önemli bir bölümünü AB`ye yapan Türkiye açısından, başta tekstil ürünleri olmak üzere birçok alanda, kimyasal kullanımında daha sağlıklı ve çevreci maddeleri kullanma zorunluğu getiriyor. Avrupa Komisyonu, birlik dışındaki ülkelerin üreticilerine, ithalatçılarıyla görüşerek kimyasallarının ön kaydının yapıldığını ya da 1 Aralık 2008`den önce yapılacağını teyit etmelerini tavsiye etti. Kayıt yaptıramayan bir ürünün ise AB sınırları içerisinde satışı yasak olacak. Ön kayıdı yapılmış kimyasalların tam anlamıyla kayıt altına alınması için son başvuru tarihleri de bu maddelerin tonajı ile tehlikeli olup almadığına göre değişmek üzere 2010 ve 2013 ile 2018 yıllarını kapsayacak.
RUHSATLANDIRMA
• REACH Yönetmeliği, belirli bir sınır üzerinde üretilen ya da ithal edilen kimyasalları ilişkin bilgilerin merkezi bir veri tabanı kapsamında merkezi Finlandiya`nın başkenti Hesinki`de bulunan Avrupa Kimyasallar Ajansı`na (ECHA) iletilmesini gerektiriyor. Üçüncü ülke üretcilerinin kayıtları ise AB merkezli ithalatçı ya da üretciler tarafından yapılabiliyor.
Daha sonra ise ruhsatlandırma işlemi yapılıyor. Ruhsatlandırma aşamasında çok yüksek riskli maddelerin üretilmesinden ya da AB`ye ithal edilmeden önce özellikle insan sağlığı ve çevreye karşı kabul edilemez tehdit oluşturduğunun belirlenmesi durumuda ise kademe kademe başka maddelerle değiştirilmesi sağlanacak. AB`ye ihracat yapanların, ECHA`nın internet sitesi olan http://echa.europa.eu`dan tüm bilgelere ulaşabileceği açıklandı.


KAYNAK: 2008-09-29 Taraf
Devamını okuyun...>>

15 Eylül 2008 Pazartesi

Arsenik, Arıtma Cihazı Satışını Patlattı

Damacana suyun yaygınlaşmasıyla birlikte unutulmaya yüz tutan su arıtma cihazlarının satışı, İzmir`in suyunda arsenik oranının yüksek çıkmasıyla arttı. Damacana suya verdiği ücreti yüksek bulanlar arsenik korkusundan 400-600 avroluk arıtma cihazı alıyor.
İzmir`in şebeke suyunda arsenik değerlerinin yüksek çıkması, su arıtma cihazlarının satışını artırdı. Damacana suya verdiği parayı yüksek bulananlar arıtma cihazlarına yöneldi. Evlerde kullanılan cihazların fiyatı 400 YTL`den başlarken, iş yerleri için kurulan cihazlar 400-600 avro arasında değişiyor. Kordon Kimya Genel Müdürü Hasan Şeker, tezgah altı su arıtma cihazlarının arsenik dahil sudaki diğer zararlı kimyasalları ortalama yüzde 95 oranında temizlediğini belirtirken, `İzmir`in şebeke suyundaki arsenik, temizlenme bakımından o kadar yüksek bir oranda değil zaten, yani kolayca temizlenebilir. Bu cihazlarla arsenik alınıyor. İzmir`de arsenik oranının en fazla 12-13 mikrogram seviyelerinde olduğunu göz önününe alırsak, arıtma cihazlarıyla bu miktarın en fazla en fazla iki civarına ineceğini söyleyebiliriz` dedi. Arıtma cihazlarının fiyatlarının nerede hangi miktarlarda kullanılacağına göre değiştiğini dile getiren Şeker, günde 10 damacana su arıtan cihazların 400 YTL`den başladığını, 800 YTL`ye kadar çıktığını ifade etti. Arıtılan suyun hem yemek, çay yapımında hem de içme amaçlı iç rahatlığıyla kullanılabildiğini belirten Şeker, küçük işletmeler için günde bir iki ton su veren cihazların bulunduğunu, bunların fiyatının da 400-600 avro arasında değiştiğini aktardı. Şeker, damacana suya harcadığı paranın yüksek olduğunu düşünenlerin arıtma cihazlarını tercih etmeye başladığını vurgulayarak, şöyle devam etti: `Bunlar, sudaki arsenik gündeme gelmeden önce de kullanılıyordu, ama arsenik insanları etkiledi tabii. İnsanlar içmenin dışında yemeklerde de musluk suyunu kullanmamaya başladığından, dışarıdan damacana almaya kalktığında pahalıya mal olduğunu düşünüyor. Lokantalara özellikle damacana pahalıya geliyor. Arıtma cihazlarını daha çok tercih etmeye başladılar.` Şeker, son dönemde arıtma cihazı satışlarının 3 kat arttığını dile getirdi. BMB Su Arıtma Ofis Müdürü Özge Bilici de arıtma cihazlarının sudaki arseniği yüzde 99 oranında arıtabildiğini belirterek, `Sudaki arsenik oranlarının gündeme gelmesiyle satışlarımız en az yüzde 30 oranında arttı` dedi.
ARSENİK STANDARDI BOZDU
• Baysal Arıtma Mühendislik şirketinin sahibi Osman Baysal ise piyasada 250-300 YTL`ye satılan cihazların da bulunduğunu ancak ama onların kalitesinin, suyu ne kadar temizlediğinin tartışmalı olduğunu söyledi. Bu tip cihazları alırken önceliğin fiyata değil, kimyasalları temizleme özelliğine dikkat edilmesi gerektiği uyarısında bulunan Baysal, cihazların üzerlerinde bulunan kalite ve denetim belgelerine dikkat edilmesi gerektiğine işaret etti. İzmir şebeke suyunun standartlarını bildiklerini, o standartlara göre olan cihazların belirli olduğunu aktaran Baysal, `Son dönemde arseniğin girmesiyle o standartlar da bozulmaya başladı. Öncelikle suyun karakterini inceleyip hangi cihaz uygunsa onu öneriyoruz` dedi.
KAYNAK: 2008-09-10 Taraf

Devamını okuyun...>>

Atık Su Deyip Geçmeyin

Atık su arıtma tesisleri, kuruldukları kentlerin kanalizasyon sularını temizlemekle kalmıyor, aynı zamanda kentin kimyasal karakteristiğini de ortaya çıkarıyor.
Tesislerde yapılan analizlerde, kanalizasyona aktarılan çok tehlikeli kimyasal maddeler tespit edilerek önlem alınıyor.
Malatya Belediyesi Atık Su Arıtma Tesisi`nde görevli kimya mühendisi Ercan Karataş, `Bayramlarda, özel günlerde veya bir fabrika atığı olduğu zaman bunu hemen anlayabiliyoruz. Mesela yazın, suyumuzdaki organik kimyasal oksijen değeri düşüyor, çünkü yazın kentlerde tatil nedeniyle dışarıya göç oluyor. Ancak kışın daha fazla su kullanıldığı için kirlilik değerleri artıyor. Bayramlarda temizlikten dolayı fazla deterjan kullanıldığını burada rahatlıkla görebiliyoruz` dedi.
Malatya Belediyesi Atık Su Arıtma Tesisi`nde görevli kimya mühendisi Meltem İnanç da, `Kimyasal değişiklikleri sadece analizlerle değil, bakarak da anlayabiliyoruz. Halı fabrikaları var, onlar kök boyası kullanıyor. Kullandıkları kök boyalarını işleri bittikten sonra kanalizasyona bırakıyorlar. Su arıtma tesisine gelince, kullanılan boya rengine göre suyun rengi değişiyor. Halı fabrikalarının kanalizasyona boyalarını bıraktığını bu şekilde anlayabiliyoruz` bilgisini verdi.
Şehrin suyuna kimyasal bir saldırı olduğunda bunu rahatlıkla algılayabileceklerini belirten İnanç, `Burada yapılması gereken tüm deneyleri yapıyoruz. Gelen suyun bütün incelemesini yapıyoruz. Böylelikle günlük olarak hangi kimyasalların kullanıldığını, kanalizasyona neyin boşaltıldığını veya kanalizasyon suyunda hangi maddelerin olduğunu araştırıyoruz` dedi. İnanç, bayramlarda arıtma tesisinde evlerde temizlik nedeniyle kullanılan deterjanlardan dolayı hoş bir kokunun olduğunu sözlerine ekledi.
Malatya Belediyesi Arıtma Tesisi Müdürü Oktay Özelçi ise, `Şehrin atık suyu, arıtma tesisine geldikten sonra, özellikle kimyasalla ilgili, kimyasal oksijenle ilgili değişkenlik söz konusu ise Malatya Belediyesi`ne bağlı Çevre Müdürlüğü`ne ve MASKİ`ye bağlı Çevre Kontrol Birimi`ne mutlaka uyarılar gidiyor. Ona göre şehirde, gece de olsa gündüz de olsa bir hareket başlıyor. Mutlaka denetimlerimizi sürdürüyoruz` şeklinde bilgi verdi.
Özelçi, `Kimyasal madde veren bir fabrika, bizden izinsiz bir maddeyi atık suyumuza verebilir. Değerleri üst sınırda olan bir boya olabilir bu. Biz bunu anında burada görebiliyoruz. Bizim giriş değerlerimizin üzerinde bir değerse mutlaka müdahalede bulunuyoruz. Şu anda lokanta ve petrol ofislerinin hepsi denetleniyor. Hepsine çok küçük çaplı arıtmalar yerleştiriliyor. Özellikle büyük lokantalarda yağ tutucu makineler veya cihazlar yerleştirme yoluna gidiliyor` dedi.
KAYNAK: 2008-09-12 www.malatyaguncel.com

Devamını okuyun...>>

27 Ağustos 2008 Çarşamba

2008`in En İyi Yüz Bilim Adamı Arasında

Türk Doçent, İngiltere`de `En İyi 100 Bilim İnsanı` arasında gösterildi Mersin Üniversitesi(MEÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Hakan Arslan, İngiltere`nin Cambridge kentindeki The International Biographical Centre(IBC) tarafından `2008`in En İyi 100 Bilim İnsanı` arasında derecelendirildi. Bu derecelendirmeyle Doç. Dr. Arslan`ın `2008`in Lider Bilim İnsanı` ödülüne layık görüldüğü de belirtildi. Doç. Dr. Arslan`ın, Anorganik Kimya Araştırma Grubu`nda `Tiyoüre Bileşikleri` konusundaki çalışmaları sonucu ortaya koyduğu araştırma makaleleri nedeniyle ödül aldığı kaydedildi.

KAYNAK: Vatan 2008-08-22
Devamını okuyun...>>

19 Ağustos 2008 Salı

Gıda Üreticileri Satışlarını Nano Teknolojiyle Ateşliyor

Gıda üreticileri nano-gıda ürünlerine yöneliyor. Yakında erimeyen çikolatalar ve ısınınca farklı lezzete bürünen pizzalar satışa çıkacak.
Yaklaşık bir yıldan beri başta petrol olmak üzere hammadde fiyatlarında yaşanan yükselme trendi son dönemlerde hız kesti. Ancak özellikle petrol fiyatlarının geçen yıla kıyasla hâlâ çok yüksel seviyede bulunması gıda üreticilerinin maliyetlerinin yüksek seviyelerde kalmasına neden oluyor. Şirketler bu sorunu aşmak için yeni stratejiler geliştiriyor. Satış hacimlerini düşürmeden kâr hedeflerini yakalamaya çalışan şirketler bu konuda nano teknoloji ağırlıklı yeni nano-gıda ürünlere ağırlık veriyor. Üretim aşamalarında geleneksel gıdalara kıyasla daha az gerçek hammaddenin kullanıldığı yeni nesil gıdaların aynı zamanda kişiselleştirilme özellikleri de var. Kimya sektöründen, otomotive kadar çok geniş bir alanda ilerleyen nano teknoloji daha şimdiden küresel olarak çalışan 4 bin şirket ve 1.1 trilyon dolarlık büyüklüğüyle dev bir sektöre dönüştü.

ŞEKİL DEĞİŞİYOR
Halen ABD ve Japonya`nın gıda pazarında kendine yer edinmeye çalışan nano-gıdanın toplam 200 şirket ve yıllık 2.6 milyar dolarlık cirosuyla henüz emekleme safhasında olduğu belirtiliyor. Nano-gıdaların en büyük avantajı ise ürünlerin içerisine yerleştirilen nano parçacıklarında saklı. Bu parçacıklar yardımıyla gıdaların sahip oldukları nitelikler kontrol edilebilir hale geliyor. Küçük birer kumanda kapsülü gibi çalışan bu parçacıklar üretici şirketler tarafından önce renk, lezzet veya kıvam özellikleriyle dolduruluyor ardından da ısı veya harekete duyarlı olarak programlanarak gıdaların içerisine yerleştiriliyor. Böylece tüketici nano-gıda teknolojisiyle üretilen gıdaların birçok özelliğini dilediği anda değiştirebiliyor. Özellikle ilk olarak ABD`de satışa sunulan ve türünün ilk örneklerinden biri olan nano-pizza büyük ilgi çekiyor. Ürünün en büyük özelliği ise ısıya göre lezzet ve kıvamının değişmesi. Pizza 100 derecede ısıtıldığında rengi kırmızı olurken lezzet bakımından da domatesi çağrıştırıyor. Ancak aynı pizza 200 derecede ısıtıldığında ise rengi yeşile dönüşüyor ve tadı da ıspanak lezzeti vermeye başlıyor.
TİTANYUMLU ÇİKOLATA
Bu alandaki en şaşırtıcı örneklerden biri ise şekerleme sanayisinden geldi. Bir çikolata üreticisi nano-gıda teknolojisi yardımıyla yeni tasarladığı ürününün kızgın güneş ışınlarının altında bile erimemesini sağladı. Çikolata 40 dereceye varan sıcaklıklarda bile erimiyor zira üzeri titanyum kaplı. Nano parçacıklarının içerisine doldurulan titandioksid maddesi kakao kreminin içerisine yerleştiriliyor. Isı artınca harekete geçen koruyucu tabaka çikolatanın erimesini engelliyor.
YAĞ DIŞARIDA KALACAK
Kızartma yağının içerisine yerleştirilen seramik yüklü nano parçacıklar ise sıcakla birlikte açığa çıkmak üzere programlanıyor. Isının yükselmesiyle birlikte harekete geçen seramik parçacıkları kızartılmak için yağın içerisine atılan gıdaların yüzeyine yapışıyor. Seramik parçacıklar gıdaların üzerinde koruyucu bir zar oluşturarak büyük miktarda yağın emilmesini engelliyor. Nano-gıdaların içerisinde en büyük süksenin ise nano-içecek tarafından yapılacağı tahmin ediliyor. Bu içeceklerin içerisine yerleştirilen renk ve lezzet parçacıkları da içeceğin hem renginin hem de tadının değişmesini sağlayacak. Örneğin bir bardağın içerisindeki sıvı, o bardağı kavrayan elin ısıyla birlikte renk değiştirecek. Bardak bırakıldığında renk eski haline geri dönecek. Bu özelliğin özellikle gençler arasında büyük ilgi uyandıracağı tahmin ediliyor.
Nano gıda nedir?
* Nano teknoloji ve nano parçacıklarının kullanımıyla geliştirilen gıdalara denir.
* Gıdalar üzerinde moleküler boyutta gerçekleştirilen değişim renk, kıvam ve form başta olmak üzere çokfarklı şekillerde kendini gösteriyor.
* Bu teknolojiyle geliştirilen çikolatalar istenilen seviyeye kadar sıcağadayanıklı hale getirilebiliyor.
* Dilimlenmiş patatesler kızartılmakiçin yağın içerisine atıldığında yalnızca belirlenen miktarda yağı bünyesine alıyor. Fazla miktarda yağ patate-sin içerisine işleyemiyor.
* Yiyeceklerin kıvamı ve rengi istenildiğinde ısı ve harekete göre değiş-tirilebiliyor.
Nano teknoloji nedir?
* 1 milimetrenin milyonda birine nanometre denir.
* Nano teknoloji ise maddelerin, milimetrenin milyonda biri olarak tabiredilen boyutuna kadar inerek yeni yapıve nitelikler oluşturmaya çalışan teknoloji dalıdır.
* Bu teknoloji başta bilgisayar, kimya,tekstil ve gıda olmak üzere farklı sektörlerde uygulamaya geçti.
* Nano teknolojiyle geliştirilen yeni nesil ürünlerin arasında üzerinde sudamlası ve toz zerresi tutunamayan boyalar, çizilmeyen camlar ve yıpranmayan tekstil malzemeleri gösterilebilir.
KAYNAK: 2008-08-18 Sabah

Devamını okuyun...>>

17 Ağustos 2008 Pazar

KİMYACILAR REKORA KOŞUYOR


Türkiye Kimyasal Madde İhracatı Geçen Yıla Oranla Yüzde 52.3 Arttı. Kimyacılar, Temmuz Ayı Sonunda İhracatlarını 8 Milyar 667 Milyon Dolara Ulaştırdı.

Türkiye kimyasal madde ihracatı geçen yıla oranla yüzde 52.3 arttı. Kimyacılar, Temmuz ayı sonunda ihracatlarını 8 milyar 667 milyon dolara ulaştırdı.
Mayıs ayında tarihinde ilk defa tekstil ihracatını geçerek en çok ihracat yapan sektörler sıralamasında üçüncülüğe yükselen İKMİB'in (İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği) Başkanı Murat Akyüz, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "REACH Tüzüğü, REACH Global Services şirketinin kurulmasıyla Türk ihracatçısı için tehdit olmaktan çıktı. Sanayicimiz artık tamamen işine konsantre olabilir" dedi. Akyüz, 7 ayda gerçekleştirilen 8 milyar 667 milyon dolarlık ihracatın geçen yıla göre yüzde 52.3 oranında bir artışı ifade ettiğini açıkladı.

2007 yılında 1-30 Temmuz tarihleri arasında yaklaşık 892 milyon dolar ihracat yapan kimyacıların 2008'in aynı döneminde ihracatlarını yüzde 56,3 oranında artırarak 1 milyar 395 milyon 28 bin dolara ulaştırdıkları bildirildi. Geçen yılın aynı döneminde 5 milyar 700 milyon dolarlık ihracat gerçekleştiren kimyacılar, bu yıl aynı dönemde 8 milyar 667 milyon dolarlık ihracata imza attılar. Geçen yıla göre 7 aylık dönemde sağlanan ihracat artış oranının yüzde 52.3'e ulaştığı, bu son rakamlarla kimya sektörünün Türk ihracatındaki payının ise 10.9 olarak gerçekleştiği kaydedildi.
KAYNAK: (ANKA) (GA/NB/ZG) (Ankara Haber Ajansı) 15.08.2008 12:21

Devamını okuyun...>>

16 Ağustos 2008 Cumartesi

8. ULUSAL KİMYA MÜHENDİSLİĞİ KONGRESİ

8. Ulusal Kimya Mühendisliği Kongresi (UKMK-8) 26 Ağustos 2008 tarihinde Malatya İnönü Üniversitesi'nde başlayacak. 29 Ağustos günü bitecek olan konferansta Kimya Mühendisliği ile ilgili ulusal sorunlarımız ve çözüm önerierinin yer alacağı birçok konu ele alınacak. İşte kongre ve panel konuları.

UKMK-8 KONGRE KONULARI
Biyoteknoloji (BT)
Taşınım Olayları ve Ayırma işlemleri (TOA)
Çevre Dostu Teknolojiler (ÇDT)
Yeni Malzemeler ve Nano teknoloji (YMN)
Proses Kontrol ve Tasarımı (PKT)
Termodinamik ve Enerji (TE)
Reaksiyon Mühendisliği ve Katalizörler (RM)
Endüstride AR-GE (ARG)

UKMK-8, PANEL KONULARI ve KONUŞMACILAR

Panel -1: NÜKLEER ENERJİ VE GELECEĞİ (26.08.2008)
Koordinatör ve Oturum Başkan: Prof. Dr. Ahmet BAYÜLKEN.

Prof. Dr. Ahmet Bayülken(İTU)
Nükleer enerjinin Türkiye'deki tarihçesi ve bugüne kadar yapılanlar.

Prof. Dr. Meral Eral (Ege Üniversitesi)
Nükleer teknoloji uygulamaları, AR-Ge çalışmaları, Bakanlıklar ve TAEK'in görev ve katkıları.

Prof. Dr. Üner Çolak (Hacettepe Üniversitesi)
Enerji politikalarında nükleer enerjinin yeri, nükleer santralların ekonomisi.

Prof. Dr. İbrahim Uslu (Selçuk Üniversitesi)
Nükleer teknoloji seçenekleri, tipler ve teknolojik özellikler, yakıtlar ve kullanılmış yakıtlar.

Panel-2 : YENİ MALZEMELER VE NANO TEKNOLOJİLER (27.08.2008)
Koordinatör ve Oturum Başkan: Prof. Dr. Yuda YÜRÜM

Prof. Dr. Yuda Yürüm(Sabancı Üniversitesi)
Karbon nanofiber/karbon nanotüplerin üretimi ve kullanımı

Prof. Dr. Ayla Çalımlı (Ankara Üniversitesi)
Superkritik akıskanlarla nanomalzemelerin Sentezi

Prof. Dr. Erhan Pişkin (Hacettepe Üniversitesi)
Nanomedicine

Prof. Dr. E.Gulsum Devrim Balköse (IYTE)
Metal Sabunu Langmuir Blodgett filmlerinin hazırlanması,
karakterizasyonu ve nem ölçümünde kullanılması

Panel -3: ALTERNATİF ENERJİLER VE GELECEĞİN ENERJİ KAYNAKLARI (28.08.2008)
Koordinatör ve Oturum Başkan: Prof. Dr. Bekir Z. UYSAL

Prof. Dr. Bekir Z. Uysal(Gazi Üniversitesi)
Artan enerjiihtiyacı ve alternatif enerji

Prof. Dr. Erdoğan Alper (Hacettepe Ünivers.)
Innovativ jeotermal enerji

Hayrullah Dağıstan( MTA Enerji Dairesi Bşk)
Türkiye'deki jeotermal enerji potansiyeli ve uygulamaları

Prof. Dr. Selahattin Gültekin (DoğuşÜnivers.)
Yakıt pillerindeki gelişmeler ve gelecekteki uygulamalar

Doç. Dr. Mustafa Tırıs (TUBİTAK-MAM )
Ulaştırma sektöründe yeni enerji teknolojileri ve Türkiye’deki durum

Dinleyicilerin katkısıyla açık tartışma
Enerji Konusunda Öncelikli Ar-Ge Alanları

UKMK-8, DAVETLİ KONUŞMACILAR

26.08.2008
Prof. Dr. Selahattin Gültekin (DoğuşÜniversitesi)
Küresel Isınma ve İklim Değişiklikleri

26.08.2008
Orhan Yılmaz (ETİ MADEN Genel Müdürü)
Bor Üretiminin, Dünü, Bugünü ve Yarını

27.08.2008
Prof. Dr. İnci Eroğlu (ODTÜ)
Yenilenebilir hidrojen Üretimi ve Hid. Enerji Sistemi

27.08.2008
Prof. Dr. Yaman Arkul (Koç Üniversitesi)
Proses Kontrol ve Farklı Dünyalar

28.08.2008
Bülent Savaş (BRİSA Genel Müdürü)
Lastik ve Lastik Teknolojisindeki Gelişmeler

28.08.2008
Prof.Dr.Mark Keane (Heriot-Watt University )
Sustainable Chemical Production by Heterogeneous Catalysis

29.08.2008
Prof. Dr. Yuda Yürüm (Sabancı Üniversitesi)
Kömür Biyodesülfürizsayonunda Yeni Teknolojiler

Düzenleyen: İnönü Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, KİMYA MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ, Malatya

KAYNAK: http://web.inonu.edu.tr/~ukmk-8/
Devamını okuyun...>>

15 Temmuz 2008 Salı

PETKİM`in Kapasitesi İki Kat Artacak



PETKİM'in yeni yönetimi kurumun kapasitesini iki katına çıkarıp yeni petro kimya ürünlerinin üretimi için en az 2 milyar dolar, rafineriler için de en az 3 milyar dolarlık yatırım yapacak.


İZMİR- Petrokimya AŞ'nin (PETKİM) yüzde 51'lik kamu hissesinin blok satışına ilişkin özelleştirme ihalesini kazanan Socar-Turcas-Injaz Ortak Girişim Grubu'nun (OGG) oluşturduğu yeni Yönetim Kurulu Başkanı Rövnag Abdullayev, "PETKİM"in kapasitesini iki katına çıkaracağız dedi.Rövnag Abdullayev, kendilerini Türkiye'de yabancı yatırımcı olarak görmediklerini ve PETKİM'de yatırımlara devam edeceklerini söyledi. Abdullayev, "Azerbaycan ve Türkiye iki devlet tek millettir. Biz yabancı değiliz. PETKİM, teknoloji, imkan ve hammadde üreticisi olarak çok yüksek düzeyde bir işletme yönetimine sahiptir. Ayrıca, Turcas gibi önemli bir kuruluş da ortağımızdır. Bu birliktelikten yararlanarak Petkim'in kapasitesini iki katına çıkaracağız diye konuştu.


5 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM YAPILACAK


Turcas Petrol AŞ Başkanı ve PETKİM Başkan Vekili Erdal Aksoy'da iş adamları, yatırımcıların için siyasi istikrarın çok önemli olduğunu ifade ederek, "Son siyasi gelişmeler Türkiye'nin çok kolay halledebileceği meselelerdir. Ülkemize güveniyoruz. Zorlu bir mücadeleden sonra Egeliler için önem arz eden, Türkiye'nin de en önemli tesisi olan PETKİM emin ellerdedir. PETKİM'de yeni petro kimya ürünlerinin üretimi için minimum 2 milyar dolar, rafineriler için de minimum 3 milyar dolarlık yatırım yapacağız dedi.
PETKİM sahası içerisinde de kimya parkı projesini hayata geçireceklerini belirten Aksoy, bütün projelerinde Egeli sanayicilerin de görüşlerini alacaklarını dile getirdi.


SİYASİ GELİŞMELER TEDİRGİNLİK YARATMIYOR


Aksoy , "Siyasi gelişmeler projelerimiz ve yatırımlarımız konusunda bizde tedirginlik yaratmıyor. Türkiye'nin yaşadığı sorunları kısa sürede çözeceğine inanıyoruz. PETKİM'de çalışan sayısını da yatırımlarla birlikte en az iki katına çıkarmayı hedefliyoruz. PETKİM'i dünyanın sayılı tesisleri arasında görmeyi amaçlıyoruz diye konuştu.
Bugün yapacakları yönetim kurulu toplantısında, PETKİM'in acil, orta ve uzun vadeli yatırım planlarını kararlaştıracaklarını ifade eden Aksoy, şunları kaydetti:
"PETKİM mükemmel bir tesis. Türkiye bu tesise çok önem vermiş. Çalışanlar da tesisi benimsemişler, kendi müesseseleri olarak görmüşler. 20 yıllık özelleştirme sürecinde PETKİM ayakta kaldıysa bu çalışanlar sayesinde oldu. Çalışan çıkarılmayacak, tam tersine yapılacak yatırımlarla çalışan sayısı iki katına çıkarılacak.
PETKİM'in yüzde 51'lik kamu hissesinin blok satışına ilişkin özelleştirme ihalesine en yüksek teklifi 2 milyar 50 milyon dolar ile TransCentral Asia Petrochemical Ortak Girişim Grubu vermişti. Ancak, bu grup ile ilgili bazı iddiaların kamuoyuna yansımasının ardından TransCentral-Asia Grubu devre dışı bırakılmış, ardından 2 milyar 40 milyon dolar ile en yüksek ikinci teklif ile Socar-Turcas-Injaz Ortak Girişim Grubu'na verilmişti.


KAYNAK: 2008-07-14 NTV-MSNBC

Devamını okuyun...>>

14 Temmuz 2008 Pazartesi

Ceyhan Projesi Ayağa Kaldırdı

Ceyhan, taşıyacağı petrol hacmi ile Rotterdam ile kıyaslanıyor. Bölgeye petro kimya ağırlıklı tesisler kurulacak olması ve önemli istihdam projeleri, bölge sermayesinini mutlu etti.
Ceyhan Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Cengiz Özal, dünyada enerjinin her geçen gün daha da önem kazandığı bir dönemde Ceyhan`a "Enerji Üssü" olma görevinin verilmiş olmasının ilçe ve bölge için önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Özal, "Ne yazık ki yürütülen faaliyetlerin siyasi dalgalanmalarla birlikte dönem dönem aksaması ve bir takım belirsizlikler yaratması bölge halkını "fırsatın varlığı" konusunda dahi umutsuzluğa düşürmektedir. Bölgemizin tarımla özdeşleşen ekonomik yapısı, son yıllarda Ceyhan Körfezi ve enerji konularının sıkça anılması ile gözleri petrole dayalı ekonomiye çevirmiştir. Ceyhan Enerji Endüstri İhtisas Bölgesi`nin kurulması ile ilgili kanun ve yönetmelikler 2007 yılı sonunda oluşturulmuş, rafineriler ile ilgili ön lisanslar verilmiş ancak sonuca yönelik adımlar atılmamıştır.
YOL HARİTASI ŞART
Ülke ekonomisi açısından böylesine önemli bir yatırımlar projesinin devlet politikası haline getirilerek, tek ve ana hatları belirli bir yol haritasına dönüştürülmesi ve bunun şeffaflık içerisinde yürütülmesi en büyük temennimizdir" dedi.
Ceyhanlı sanayiciler olarak, yapılacak yatırımların inşaat ve işletme aşamalarında gerek yan sanayi, gerekse hizmet sağlayıcı olarak işbirliği içerisinde olmayı arzuladaklarını söyleyen Özal, Enerji Endüstri İhtisas Bölgesine etkin hizmet verebilmek amacıyla bölgeye yakın bir Organize Yan Sanayi Bölgesi kurulması yönünde girişimlerinin devam ettiğini anlattı.

KAYNAK: 2008-07-12 Yeni Şafak
Devamını okuyun...>>

13 Temmuz 2008 Pazar

Kimya Konferansı Küba`da


Santiago de Cuba, 26 Temmuz (Prensa Latina) Gelecek yıl Küba`nın Santiago de Cuba kentinde düzenlenecek olan 19. Uluslararası Kimya Konferansı için açıklama yapan toplantı düzenleme komitesi, konferans vesilesiyle, bilimin Küba`nın gelişimi üzerindeki etkisinin daha net bir biçimde anlaşılacağını ifade etti.

Santiago de Cuba , 26 Temmuz (Prensa Latina) Gelecek yıl Küba`nın Santiago de Cuba kentinde düzenlenecek olan 19. Uluslararası Kimya Konferansı için açıklama yapan toplantı düzenleme komitesi, konferans vesilesiyle, bilimin Küba`nın gelişimi üzerindeki etkisinin daha net bir biçimde anlaşılacağını ifade etti.
Doğu Üniversitesi (Universidad de Oriente) Kimya Bölümü bu etkinliği 1964 yılından beri düzenliyor ve her yıl dünyanın çeşitli ülkelerinden bu alanda ciddi katkıları bulunan bilim insanlarının katılımı sağlanıyor.
Son 45 yıl boyunca, bu alanda 300 bin profesyonel yetiştirildi. Bunların arasında 600`ün üzerinde doktor da yer alıyor. Bu kategoride, özellikle temel ve uygulamalı bilimler oldukça yüksek bir orana sahip.
20. yüzyılın son beş yılı boyunca, Küba Bilimler Akademisi tarafından ödüllendirilen araştırma faaliyetlerinin yüzde 30`unu temel bilimsel araştırmalar ve Küba ekonomisinin gelişmesine katkı sağlayan kimya araştırmaları kaplıyor.
Açıklamada, "tüm bu etkenlerin katkısıyla, uluslararası bilim otoritelerine göre, ülkemiz ABD ve Kanada`dan sonra üçüncü büyük güç haline gelmiştir" denildi.
Uluslararası toplantıda ele alınacak başlıklar arasında fiziksel, organik, analitik ve inorganik kimya, endüstriyel biyoteknoloji, kimya mühendisliği ve bu bilim kolunun çevre ile olan ilişkisi yer alıyor.
KAYNAK : 2008-06-27 Prensa Latina

Devamını okuyun...>>

17 Haziran 2008 Salı

KİRLİ ÇAMAŞIR İÇİN DEVRİM GİBİ BULUŞ!

Bilim adamları yaş ve kuru temizleme süreçlerinde kullanılan su, deterjan ve enerjiyi tüketimini bitiren kendi kendini temizleyen kumaş geliştirdi. Bunun için biraz güneş yeterli!
Bilim ve Teknik Dergisi'nin Nisan sayısında yer alan araştırmada güneşte kendi kendini temizleyebilen kumaş üzerindeki çalışmalara yer verildi. Araştırmaya göre kumaşlara kendi kendilerini temizleme becerisi, dokundukları iplikleri titanyum dioksit nanokristalleriyle kaplayarak kazandırılıyor.
Bu molekül, ışığa tutulduğunda kir ve lekeleri bozduran bir fotokatalist özelliği taşıyor.
Avustralya'daki Monash Üniveristesi'nden kimyacı Walid Daoud ile Hong Kong Politeknik Üniveristesi'nden meslektaşları, kumaş ipliklerinin, titanyum dioksit, nanokristallerinin üzerine yapışmalarını sağlayacak bir yöntem geliştirdiler. En iyi sonuçları güneş enerjisinin vermesine karşılık, kendi kendini temizleme yetkisi, her türlü ışık kaynağında, hatta giysiler sahiplerinin üzerindeyken dahi kendini gösteriyor. Kumaşın ipliklerine yapışan titanyum dioksit nanokristalleri ayrıca, kokuya yol açan bakterilerin üremesini de baskılıyor. Daoud, geliştirdikleri kumaşın ilk uygulamalarının askerlerde görüleceğini düşünüyor, ancak araştırmacıya göre asıl hedef, çamaşır yıkama ve kuru temizlemede kullanılan su, deterjan ve enerjinin azaltılması. Daoud'a göre işlem, yaş ve kuru temizleme süreçlerinde kullanılan su, deterjan ve enerjiyi azaltmaya yönelik olacak.
KAYNAK: 11:42:13 17 Haziran 2008 http://www.habergunluk.com/

Devamını okuyun...>>

15 Haziran 2008 Pazar

Kimyacılar İhracat Atağında

KİMYA sektörünün ihracatının katlanarak büyüdüğü, geçen yılın 5 ayında 3 milyar 900 milyon dolar olarak gerçekleşen rakamın, bu yılın aynı döneminde 5 milyar 950 milyon dolara ulaştığı bildirildi. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Murat Akyüz, 2008 yılına da 12 milyar dolarlık ihracat hedefiyle başladıklarını anımsattı.

KAYNAK: 2008-06-11 HO Tercüman
Devamını okuyun...>>

26 Mayıs 2008 Pazartesi

Hindistan-Küba Ekonomik İlişkileri Güçleniyor

Yeni Delhi , 26 Mayıs (Prensa Latina) Hindistan Dış ilişkilerden sorumlu devlet bakanı Anand Sharma, hükümetinin Küba ile ekonomik bağları güçlendirme ve ticareti teşvik etmeyi desteklediğini belirtti.
Sharma, karşılıklı ilişkileri güçlendirmek; yatırım, iş ve ticaret alanında çeşitli olanakları araştırmak amacıyla Yeni Delhi`ye yapılan son 50 yılın en büyük iş atılımının başında bulunan Küba dış ticaretten sorumlu bakan yardımcısı Eduardo Escandell`i ağırladı.
Escandell Sharma`yı Küba`yı ziyarete davet etti. Kübalı yetkili daha önce de Tarım Bakanı ve Yenilenebilir Enerji Bakanı ile görüştü. Ayrıca Ticaret Bakanı Kamal Nath ile de görüşecek.
Küba`yı temsil eden delegeler kimya , farmakoloji , ormancılık , şeker, demir-çelik, bankacılık, biyoteknoloji, taşımacılık, enerji ve ticaret gibi çeşitli alanlardan geliyor.

KAYNAK: 2008-05-26 soL
Devamını okuyun...>>

24 Mayıs 2008 Cumartesi

İslam ve Bilim Bu Müzede!


Fuat Sezgin`in önderliğinde İstanbul`da oluşturulan müzede astronomi, coğrafya, deniz bilimleri, saat teknolojisi, geometri , optik, tıp, kimya , maden, fizik ve mekanik, savaş teknolojisi ve mimarlık dallarındaki eserler veya aletler yer alacak.
İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi , 24 Mayıs 2008 tarihinde Gülhane Parkı Has Ahırlar binasında açılacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı , Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), TÜBİTAK, Frankfurt Goethe Üniversitesi Arap İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü ve Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan protokol çerçevesinde kurulan müzenin açılışı 24 Mayıs Cumartesi günü yapılacak.
Müzede, Frankfurt Üniversitesi Arap İslam Bilimleri Enstitüsü tarafından kaynaklardaki tarif ve resimlere, çok küçük bir kısmı da günümüze ulaşan orijinal cihazlara dayanak hazırlanan, Müslümanlar`ın 8. ve 16. yüzyıllar arasında gerçekleştirdikleri alet ve cihazların örnekleri sergilenecek. Kendi türünde dünyada bir ilk olan ``İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi ``nde Müslüman bilginlerin kurdukları kimyasal düzenekler ile rasathane, hastane, üniversite gibi kurumsal eserler de görsel olarak yer alıyor.
İlk etapta 140 eserin sergileneceği ve zaman içerisinde bu eserlerin sayısının 800`ü bulacağı belirtilen müze içerisinde ayrıca ``Bilimler Tarihi Kütüphanesi`` de yer alacak. Müze, 3 bina içerisinde 3 bin 550 metrekare alanı kapsayacak.
Fuat Sezgin katkıda bulundu
Rönesansın, İslam kültür çevresinde 8. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar devam eden bilimsel çalışma ve başarılara da dayandığını göstermeyi amaçlayan müzenin temellerini bilim tarihi alanında çalışmaları bulunan Prof. Dr. Fuat Sezgin attı. Sezgin, 1982 yılında J. W. Goethe Üniversitesi`ne bağlı olarak kurduğu Arap-İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü`nün çatısı altında, İslam kültür çevresinin bilimler tarihine katkılarını somut olarak göstermek amacıyla 1983 yılında bir müze kurdu. Fuat Sezgin`in çalışmalarının önderliğinde İstanbul`da oluşturulan ``İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi``nde astronomi, coğrafya, deniz bilimleri, saat teknolojisi, geometri, optik, tıp, kimya, maden, fizik ve mekanik, savaş teknolojisi ve mimarlık dallarındaki eserler veya aletler yer alacak.
KAYNAK: 2008-05-23 Milli Gazete

Devamını okuyun...>>