Kimyasal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kimyasal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Kasım 2008 Çarşamba

Türkiye Enerjide Yerele Dönüyor

Yüksek fiyatlar, petrol ve doğal gaz kaynakları sınırlı olan Türkiye'yi, gittikçe artan enerji ihtiyacını karşılamada farklı arayışlara yöneltiyor.
Kömür gazından enerji üretimi, son dönemde rüzgar, jeotermal ve hidrolik gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık veren Türkiye'nin enerjide yeni umudu oldu. Edinilen bilgiye göre, hükümetin, enerjide alternatif ve yerel kaynaklara ağırlık veren politikası, sektördeki kamu kurumlarını da yeni arayışlara sevk etti. Dünyadaki gelişmelere paralel olarak, temiz kömür teknolojileri ve kömürün Entegre Gazlaştırma Kombine Çevrim Teknolojisiyle (IGCC) gazlaştırılması sonucunda, elektrik, sıvı yakıt, kimyasal maddeler ve hidrojen üretilmesi teknolojilerine geçiş sürecinin hızlandırılması amacıyla bugüne kadar çeşitli faaliyetler yürüten Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ), bu alandaki çalışmalarına hız verdi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi ile "Linyitlerin Gazlaştırılması-Sıvılaştırılması" konulu müşavirlik hizmeti alımı sözleşmesi imzalandı, Gazi Üniversitesine de "Kömür ve Yeni Ufuklar" başlıklı rapor hazırlatıldı. Kömür gazlaştırma tesisi Yapılan çalışmalar sonucunda, enerji taşıyan gazlarla ilgili olarak her türlü araştırmanın yapıldığı, merkezi ABD'nin Şikago kentinde bulunan Gaz Teknoloji Enstitüsü (GTI) ile Türk kömürlerine uygulanabilen şimdiki kömür gazlaştırma tekniklerinin incelenme ve değerlendirmesini yapmak üzere sözleşme imzalanması önerisi üzerinde görüş birliğine varıldı. Bu çerçevede Tunçbilek, Soma ve Seyitömer kömürlerinden temsili olarak alınan üç numune, GTI'de test ve analizler yapılmak üzere ABD'ye gönderildi. Kömür gazından enerji elde edilmesi çalışmaları kapsamında, Türkiye'de daha önce azot sanayi tarafından uzun yıllar yurt içi linyitleri kullanılarak gerçekleştirilmiş olan gazlaştırma teknolojilerinden elde edilen tecrübelerden de yararlanılarak, tamamen TKİ imkanlarıyla, projesi, tasarımı ve her türlü teknik detay hesapları yapılmış bir kömür gazlaştırma tesisi kurulması planlanıyor. Tesisin 2009 yılının ortalarına doğru bitirilmesi hedefleniyor. TKİ Genel Müdürü TKİ Genel Müdürü Dr. Selahaddin Anaç, yaptığı açıklamada Türkiye'de petrol ve doğal gaz kaynakları sınırlı olduğundan değerlendirebilecek tek yerli fosil yakıtın kömür, kömürün doğrudan yakılarak enerji üretiminde kullanımı yerine, doğrudan sıvılaştırma ve gazlaştırma yöntemleriyle değerlendirilmesinin de en doğru uygulamalardan birisi olacağını bildirdi. Türkiye'nin linyit kaynakları kullanılarak, gazlaştırma reaksiyonlarıyla yüksek basınçta oksijen ve buharla üretilen sentetik gazdan metanol, amonyak, nafta, dizel yakıtı ve kimya endüstrisinin temel maddelerini üretmenin mümkün olduğunu ifade eden Anaç, gazlaştırma teknolojilerinin Türkiye'de bu amaçla kullanılmaya başlanmasıyla, milyarlarca dolarlık ithalat harcamalarında da önemli azalmalar olacağını vurguladı. Son yıllarda başta Çin Halk Cumhuriyeti olmak üzere Güney Afrika Cumhuriyeti, ABD, Kanada, Avustralya ve Avrupa ülkelerinin hızlı bir şekilde kömürün yer altı ve yer üstü gazlaştırmasıyla elektrik, yakıt (sıvı ve gaz), metanol, amonyak gibi çeşitli kimyasal maddeler ve hidrojen üretilmesi konularında yatırım yaptıklarını anlatan Anaç, "Gazlaştırma teknolojisindeki gelişmeler, geleceğin enerjisi olarak tanımlanan hidrojen ve yakıt pillerinin ticarileşmesinde çok önemli rol alacağını göstermektedir" dedi.

KAYNAK: http://www.aktifhaber.com/
Devamını okuyun...>>

Karbondioksit Taşlar İçince Depolanabilecek

New York- Karbondioksitin depolanmasını sağlayacak metotlar üzerinde çalışan bilimadamları yeni yöntemleri deniyor. Peridotit ve bazalt taşları ise bir çözüm olarak görülüyor. Dünya genelinde yılda 30 milyar ton karbondioksit havaya salınıyor. Pek çok bilim adamı karbondioksitin depolanmasını sağlayacak metotlar üzerinde çalışıyor. Şu anda göze çarpan en güvenli yol, karbondioksiti mineral halinde depolamak. Biri İsveçli diğeri ABD’li iki jeoloji uzmanı bu konuya bir çözüm bulduklarını açıkladı. Bilim adamları karbondioksitin, Umman’da bulunan ve bir çeşit magma taşı olan peridotit taşının içinde depolanabileceğine inanıyor. Bu sayede yıllık salınımın yüzde 10’una yakınının depolanabileceği belirtiliyor.
Umman'da bulunan gerçek
Peter Kelemen, her zaman taşların sıvı ve havaya karşı nasıl bir tepkime gösterdiği konusuna ilgi duymuş olan bir bilim adamı. Meslektaşı Jürg Matter ise bir su uzmanı. İki jeoloji uzmanı New York’taki Kolombiya Üniversitesi’nin Lamont Dahorty Dünya Gözlemevi’nde çalışıyor. Bilim adamları birbirinden bağımsız olarak uzun yıllar Umman’da araştırmalar yaptılar. Fakat ikili, peridotit taşının karbondioksiti depolamada kullanılabileceği konusunu ise, birlikte, iyi bir ekip olarak buldular. Normalde yerin 20 kilometre kadar altında bulunan peridotit taşı, çöllerde ise yüzeyde yer alıyor. Peter Kelemen, taşların özelliklerini “Onu kırıp açtığınız zaman genelde hoş yeşil bir renk görülür. Takı yapan kişiler de onu yeşil bir taş olarak tanır. Fakat doğada görürseniz üzeri paslı kırmızı bir renk görünümdedir. Peridotit taşını özel kılan şey, aslında taşın, toprağın derinliklerine ait olması ve yüzeyde çok fazla rastlanılmaması. Bu nedenle hava ve su karşısında çok sert bir tepkime gösterir ve karbonat içerir“ sözleriyle açıklıyor. Jürger Matter, aslında bu taşların gösterdiği tepkimeyi doğal bir süreç olarak adlandırıyor ve “Bu süreç çözülme adını taşıyor. Fakat bu çalışma ile karbondioksit emilimi ve kalsiyum ile magnezyum karbonattaki karbondioksit tutulmasının düşündüğümüzden çok daha hızlı olduğunu belirledik. Belki bir yılda bu taşlar tarafından 10 bin ila 100 bin ton arasında karbondioksit tutuluyor. Bu düşündüğümüzden çok daha hızlı“ diyor.
Yılda 4 milyar ton depolanabilir
Karbondioksitin mineral içinde tutulması süreci jeolojik açıdan bakıldığında oldukça hızlı gerçekleşiyor. Fakat sürekli bir karbondioksit tutumu özelliğinin sağlanması için işlemin hızlandırılması gerekiyor. Bu da ancak ısıyla mümkün olabiliyor. Hareket şu şekilde meydana geliyor: 1 kilometre derinliğe yaklaşık 15 santimetre çapında bir delik açılır. Ve böylece derindeki peridotit taşı tahrip edilir. Kelemen “Bir sonraki adım olarak sıcak su ya da sıcak karbondioksit pompalayarak taş ısıtılır. İdeal ısı 185 santigrat derecedir. Taş, ısının bir bölümünü kimyasal tepkime sırasında alır. Süreç sadece harekete geçirilmeli. Ve sonra peridotitteki bütün magnezyum kullanılıp magnezyum karbondioksite dönüşünceye kadar karbondioksit aşağı pompalanır“ diye konuşuyor. Taş, ısı ve kimyasal tepkime süresince otomatik olarak tahrip olacaktır. Bu süreçte çok pahalı araçların yardımına ise ihtiyaç yok. En azından bilgisayarda çizilen modellerde süreç böyle işliyor. Bilim adamları bu sayede sadece Umman’da yılda 4 milyar ton karbondioksitin depolanabileceğini belirtiyor. Yine de bu oran yıllık karbondioksit emiliminin yüzde 10’unu oluşturuyor. Denemeler hala askıda ve bir pilot proje yapılması tavsiye ediliyor.
Bazalt taşı bir alternatif
Umman dışında, Papua Yeni Gine peridotit bulunan tek yer. Balkanlar’da ve Pasifik’teki Yeni Kaledonya ada gruplarında ise yüzeyde bulunuyor. Bir başka taşın daha, volkanik bazalt taşının da karbondioksit depolamaya elverişli olduğu kaydedildi. Jürg Matter, Amerika-İzlanda ve Fransız bilim adamlarından oluşan bir ekiple İzlanda’da bazalt taşıyla ilgili araştırmalar yapıyor. Bazalt taşına ilk karbondioksiti 2009 ilkbaharında enjekte edecekler. Ve bunu takip eden 6 ila 9 ay boyunca taşa sürekli karbondioksit pompalanacak. Ondan sonra ise yaklaşık 2 yıllık bir gözlem süreci var. Bilim adamları 1 ton karbondioksitin depolanmasının ne kadara mal olacağını da bilmek istiyorlar. Matter, bu metodu diğeriyle karşılaştırmak için ise çok erken olduğu görüşünde.Matter, “Biz karbondioksitin sürekli depolanmasını istiyoruz ve bu sadece bazalt ya da Umman’daki peridotit taşları gibi taşlarla gerçekleştirilebilir. Bu nedenle iki çözümle de ilgileniyoruz. Ve çözümler bölgesel olacak; karbondioksiti tutmak için pek çok olasılığa sahip olmak önemli. Karbondioksit problemi çok büyük ve bütün çözümlere ihtiyaç var. Bu, en iyi ya da en ekonomik çözümle ilgili değil. Pek çok çözüme ihtiyaç var“ diyor.
KAYNAK: www.habergazete.com (25 KASIM 2008)

Devamını okuyun...>>

30 Eylül 2008 Salı

İhracata Kimyasal Uyarı

Gerek günlük hayatımızda tükettiğimiz gerekse ihraç ettiğimiz tüm ürünlerde kimyasal madde kullanımında AB`nin daha sağlıklı ve çevreci maddeleri kullanma koşullarının Türkiye ekonomisine ek maliyet getireceğine dikkat çekildi. Bu kriterlere uymayan ürünün AB`ye ihracatının engelleneceği belirtilerek, bundan pek çok kimyasal girdi kullanan özellikle tekstil sektörünün etkileneceğine işaret edildi. Kullanılan kimyasalların ön kaydının Avrupa Kimyasallar Ajansı`na 1 Aralık 2008`e kadar yapılması gerekiyor.
1 Haziran 2007 tarihinde yürürlüğe giren `Avrupa Birliği Kimyasalların Kayıt Altına Alınması, Değerlendirilmesi, Ruhsatlandırıl-ması ve Sınırlandırılması Tüzüğü`nün (REACH), birliğe ihracat yapan üçüncü ülkelerin kimya sanayilerini de etkiyeceği uyarısında bulunuldu.
Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu`ndan yapılan açıklamada, yeni mevzuata göre şirketlerin ticari kullanıma girmeden önce bir kimyasalın güvenli olduğunu göstermeleri gerekiyor.

GÜNLÜK TÜKETİLEN ÜRÜNLER
• REACH tüm kimyasalları kapsıyor ve yalnızca endüstriyel süreçlerde kullanılan kimyasallar için değil, gündelik yaşamımızda da örneğin temizlik ürünlerinde, boyalarda, kıyafet, mobilya ve elektrikli aletler gibi eşyalar için de geçerlilik taşıyor.
Tüzük, özellikle kimyasalların sağlık ve çevreye karşı oluşturabileceği riskleri yönetebilmek üzere özellikle sanayiye önemli sorumluluklar yüklüyor. Yeni mevzuata göre, şirketlerin ticari kullanıma girmeden önce bir kimyasalın güvenli olduğunu göstermeyi zorunlu kılıyor.
Bu durum, REACH`in yürürlüğe girmesinden önceki durumun tam tersini oluşturuyor. Daha önceki uygulamaya göre yetkililerin bir kimyasalın zararlı olduğunu söz konusu kimyasal sınırlandırılmadan veya piyasadan kaldırılmadan önce kanıtlamaları gerekmekteydi.
1 ARALIK 2008`E KADAR TEYİT
• Yönetmelik, ihracatının önemli bir bölümünü AB`ye yapan Türkiye açısından, başta tekstil ürünleri olmak üzere birçok alanda, kimyasal kullanımında daha sağlıklı ve çevreci maddeleri kullanma zorunluğu getiriyor. Avrupa Komisyonu, birlik dışındaki ülkelerin üreticilerine, ithalatçılarıyla görüşerek kimyasallarının ön kaydının yapıldığını ya da 1 Aralık 2008`den önce yapılacağını teyit etmelerini tavsiye etti. Kayıt yaptıramayan bir ürünün ise AB sınırları içerisinde satışı yasak olacak. Ön kayıdı yapılmış kimyasalların tam anlamıyla kayıt altına alınması için son başvuru tarihleri de bu maddelerin tonajı ile tehlikeli olup almadığına göre değişmek üzere 2010 ve 2013 ile 2018 yıllarını kapsayacak.
RUHSATLANDIRMA
• REACH Yönetmeliği, belirli bir sınır üzerinde üretilen ya da ithal edilen kimyasalları ilişkin bilgilerin merkezi bir veri tabanı kapsamında merkezi Finlandiya`nın başkenti Hesinki`de bulunan Avrupa Kimyasallar Ajansı`na (ECHA) iletilmesini gerektiriyor. Üçüncü ülke üretcilerinin kayıtları ise AB merkezli ithalatçı ya da üretciler tarafından yapılabiliyor.
Daha sonra ise ruhsatlandırma işlemi yapılıyor. Ruhsatlandırma aşamasında çok yüksek riskli maddelerin üretilmesinden ya da AB`ye ithal edilmeden önce özellikle insan sağlığı ve çevreye karşı kabul edilemez tehdit oluşturduğunun belirlenmesi durumuda ise kademe kademe başka maddelerle değiştirilmesi sağlanacak. AB`ye ihracat yapanların, ECHA`nın internet sitesi olan http://echa.europa.eu`dan tüm bilgelere ulaşabileceği açıklandı.


KAYNAK: 2008-09-29 Taraf
Devamını okuyun...>>

27 Ağustos 2008 Çarşamba

Sağlığı Tehdit Eden Maddeler

Kimya mühendisi Mennan Aysan Kuzanlı`nın hazırladığı `Nasıl Zehirleniyoruz, Nasıl Korunuruz` adlı kitapta, deodoranttan makyaj malzemesine, bebek bezinden bilgisayara kadar günlük yaşamda kullanılan birçok ürünün içerdiği bazı kimyasal maddelerin sağlığı tehdit edebileceği belirtildi.
Dharma Yayınlarından okurla buluşan kitaba göre, dünya genelinde yılda insan yapımı 85 bin değişik cins sentetik madde üretiliyor ve her yıl 1000 adetin üstünde yeni sentetik madde buna ilave ediliyor.
Kaynak taraması ve araştırmalardan da yararlanılan kitapta, kimyasal ürünlerin yiyecek ve içeceklerin yanında depolanmaması, kullanılmadan önce etiketinin mutlaka ayrıntılı biçimde okunması, hamilelerin toksik maddelerle mümkünse temas etmemesi ve ürünlerin kendi ambalajlarında saklanması uyarılarında bulunuluyor.
Kitapta ayrıca, kimyasal içerikli maddeler yerine hemen her evde bulunabilecek sirke, limon suyu, soda, çamaşır sodası, sıvı sabun gibi malzemelerin kullanılması da öneriliyor. Kitaba göre, günlük hayatta kullanılan ürünler ve içerdikleri kimyasal maddeler de şöyle:
-Fırın temizleme maddeleri:
Kimi malzemeler, kostik ve amonyak içerdiğinden, özellikle sprey şeklinde olanların havada zerrecikler oluşturduğu için cilde, göz ve akciğerlere zarar verebiliyor.
Kullanımları sırasında iyi bir havalandırma sağlanması, cilt temasını önlemek için de lastik eldiven kullanılması öneriliyor.
-Mobilya ve yer cilaları:
Bu ürünlerin bazılarının içeriğinde bulunan ve kanserojen bir madde olan fenol, ciltle temas ettiğinde de soyulma, kabarıklık, yanma ve sivilceler oluşmasına yol açıyor.
-Evye ve tuvalet açıcıları:
`Kostik` isimli madde, astım hastalarında astım krizlerini tetikleyebiliyor. Ayrıca, kostiğin cilt ile temasında da anında cilt sorunları yaşanabiliyor.
-Bulaşık yıkama sıvıları:
Renklendirilmiş olanlar kurşun veya kanserojen etki yaratabilecek maddeler içerebildiğinden, bunların renksiz olanlarının seçilmesi tavsiye ediliyor.
-Bulaşık makinesi deterjanı:
Su ile temas ettiğinde aktive olarak toksik klor gazı çıkarabileceğinden bu gazların mutfakta yoğunlaşması halinde baş ağrısı, yorgunluk ve göz yanması meydana geliyor.
Bilgisayardaki Risk
-Bilgisayarlar: Bilgisayar önünde uzun süre oturanlarda gözlerde tahriş, çift görüş, asabiyet, stres, baş, boyun ve bel ağrıları sorunları ortaya çıkabiliyor.
Diğer taraftan, elektromanyetik frekans yanında yüksek voltaj nedeniyle oluşan statik elektriğin ortamda pozitif yüklü iyonların yoğunlaşmasına sebep olduğu ve bunun sonucunda da yorgunluk, asabiyet, metabolik rahatsızlıklar, baş ağrısı, yüz kızarıklığı ve çeşitli göz sorunlarına yol açabiliyor.
-Ev bitkileri:
Özellikle çocuklu evlerde kimi bitkilerin odaya konulmasına dikkat etmek gerekiyor. Açelya, çiğdem, ortanca, ökseotu, çan çiçeği, zakkum gibi bitkiler yenildiğinde zehirlenme yapabiliyor.
Ayrıca ontoryum ve yonca gibi bitkiler de cilt, ağız ve deride tahrişe neden olabilirken, nergis zambağı, düğün çiçeği, siklamen, karanfil, sardunya, nergis, papatya, benjamin, lale soğanı, iris gibi bitkiler de ciltle temas halinde kaşıntı, yenildiğinde kusma ve mide krampına sebebiyet verebiliyor.
Şampuan
-Sentetik deterjan nedeniyle saç derisinde doğal yağ kaybı ve göz yanması olabiliyor. Ayrıca, duş sırasında suyun fazla sıcak olması da saç derisinin emme niteliğini artırarak kimyasalların daha fazla absorbe olmasına sebep oluyor.
-Deodorant ve ter önleyiciler:
Deodorant ve ter önleyicilerin içindeki kimi maddeler, koltuk altı keseciklerinde iltihap ve deri tahrişine neden oluyor.
-Talk pudrası:
Bu malzemelerin kanserojen nitelikteki `asbest lifleri` içermemesine ve alınırken bu hususa dikkat edilmesi gerekiyor.
-Allık:
`BHA ve formaldeheti, DC Red33, FDC Yellow 5 ile FDC Yellow 6` boya maddeleri içerenler kanserojen olabiliyor.
-Göz farı:
Kanserojen `BHA, TEA` içerenler ile tahriş edici `trienthanolamin ve quaternium 15` içeren ürünlerden sakınılması tavsiye ediliyor.
-Dudak boyası ve kalemi:
Dudak boyalarında bulunabilecek hint yağı, propyl gallate, glycerol diisostearat, ricinoleic ait, diisostearyl malate, yellow 11, pigment boyar maddaler ve amyldimethylamino benzoic asitin cilt tahrişine yol açabileceği, eosin boyaları, esanslar ve lanolinin de dudaklarda kurumaya neden olabileceği uyarısında bulunuluyor.
-Bebek bezleri:
Ağartılmış beyaz kağıt içeren bazı tek kullanımlık bezlerin `dioksin` içerikli olanları, bebeğin bağışıklık sisteminde ve karaciğerinde hasara neden olabiliyor.

KAYNAK: 2008-08-26 TRT
Devamını okuyun...>>

17 Ağustos 2008 Pazar

KİMYACILAR REKORA KOŞUYOR


Türkiye Kimyasal Madde İhracatı Geçen Yıla Oranla Yüzde 52.3 Arttı. Kimyacılar, Temmuz Ayı Sonunda İhracatlarını 8 Milyar 667 Milyon Dolara Ulaştırdı.

Türkiye kimyasal madde ihracatı geçen yıla oranla yüzde 52.3 arttı. Kimyacılar, Temmuz ayı sonunda ihracatlarını 8 milyar 667 milyon dolara ulaştırdı.
Mayıs ayında tarihinde ilk defa tekstil ihracatını geçerek en çok ihracat yapan sektörler sıralamasında üçüncülüğe yükselen İKMİB'in (İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği) Başkanı Murat Akyüz, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "REACH Tüzüğü, REACH Global Services şirketinin kurulmasıyla Türk ihracatçısı için tehdit olmaktan çıktı. Sanayicimiz artık tamamen işine konsantre olabilir" dedi. Akyüz, 7 ayda gerçekleştirilen 8 milyar 667 milyon dolarlık ihracatın geçen yıla göre yüzde 52.3 oranında bir artışı ifade ettiğini açıkladı.

2007 yılında 1-30 Temmuz tarihleri arasında yaklaşık 892 milyon dolar ihracat yapan kimyacıların 2008'in aynı döneminde ihracatlarını yüzde 56,3 oranında artırarak 1 milyar 395 milyon 28 bin dolara ulaştırdıkları bildirildi. Geçen yılın aynı döneminde 5 milyar 700 milyon dolarlık ihracat gerçekleştiren kimyacılar, bu yıl aynı dönemde 8 milyar 667 milyon dolarlık ihracata imza attılar. Geçen yıla göre 7 aylık dönemde sağlanan ihracat artış oranının yüzde 52.3'e ulaştığı, bu son rakamlarla kimya sektörünün Türk ihracatındaki payının ise 10.9 olarak gerçekleştiği kaydedildi.
KAYNAK: (ANKA) (GA/NB/ZG) (Ankara Haber Ajansı) 15.08.2008 12:21

Devamını okuyun...>>

18 Haziran 2008 Çarşamba

10.7 Milyar Dolarlık Kimya Devi Tuzla’da Fabrika Kurdu

Fortune Dergisi’nin Global 500 şirket listesinde, 10.7 milyar dolar ciro büyüklüğüyle 249’uncu sırada yer alan ABD merkezli Huntsman, İstanbul Tuzla Organize Sanayi Bölgesi’nde 10 milyon dolarlık fabrika açtı.Otomotivden enerjiye ve tekstile kadar farklı sektörlere kimyasallar geliştiren Huntsman’ın yetkilileri, "Türk tekstilinin geleceğine yatırım yaptık" dedi.
DÜNYANIN 120’den fazla ülkesinde binlerce müşteriye yapı ve tekstil kimyasalları geliştirerek, üretim ve dağıtımını gerçekleştiren ABD merkezli Huntsman, Tuzla Boya ve Vernik Organize Sanayi Bölgesi’ne yeni üretim tesisi kurdu. Ünlü ekonomi dergisi Fortune’un açıkladığı listede bu yıl Global 500 şirket arasında 10.7 milyar dolar ciroyla 249’uncu sırada yer alan ve 420’nci sıradaki Hexion Chemicals’ı bu eylülde bünyesine katarak 16.5 milyar dolarlık dev haline gelecek Huntsman, dünya devleri Dow Chemical ve DuPont’tan sonra 3’üncü sırada geliyor.Öncelik çevre ve sağlıkTuzla’daki üretim tesisinin açılışında konuşan Huntsman’ın Küresel Tedarik Zinciri ve Operasyonlar Bölüm Başkan Yardımcısı Steen Weien Hansen, "Tuzla’daki yeni üretim tesisimizin açılışı, Türkiye’de gelişmekte olan pazara güvenimizi göstermektedir. Çevre, sağlık ve güvenlik standartlarını daha da güçlendiriyoruz. Sağlanan ilerlemeden dolayı kıvançlıyız" diye konuştu. Huntsman Corporation’a bağlı şirketler 45 yıldır Türkiye pazarına ürün sağlıyordu. Huntsman’ın Dudullu’da küçük ölçekli bir de tesisi vardı. 5 bin dönüm kapalı alana sahip Tuzla OSB’deki yeni fabrikaya geçen Huntsman, kiraladığı binada 10 milyon dolarlık yatırım yaptı. Türkiye’de toplam 70 milyon dolar civarı pazara sahip olan Huntsman, yeni tesisle bunu 100 milyon dolara çıkarmayı hedefliyor. Huntsman Malzemeler ve Ürünler Bölümü Başkanı Paul Hulme, "Üretim ve laboratuvar bölümleri yeni bir tesis içerisinde birleştirildi. Sağlanan sinerji daha da artırılacak. Bu açılış, Huntman şirketinin Türkiye’de daha da güçlü olarak var olmasına yönelik heyecan verici ve stratejik bir adım" diye konuştu.
Türkiye üssümüz olacak.
Huntsman Textile Effects’in Avrupa Ortadoğu ve Afrika Bölgeleri-EMEA Başkan Yardımcısı Michael Effing de, Huntsman’ın Türkiye’deki stratajisine ilişkin, "Tekstil pazarlarına yönelik olarak dünya kalitesinde hizmet sunacağız" dedi. Türkiye’nin hızla büyüdüğünü, Huntsman’ın da formülasyonda Avrupa’ya, üretimde ise Türkiye, Mısır ve Pakistan’a odaklandığını ifade eden Effing, Tuzla’da Türkiye için lokal formüller de gerçekleştireceklerini bildirdi.Terletmeyen ürünleri askerler ve milli takımlar kullanıyorHUNTSMAN Textile Effects’in, Türkiye’nin de içinde olduğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi Başkan Yardımcısı Michael Effing, "Çok büyük bir pazar olarak gördüğümüz Türkiye, bizim için bir sıçrama noktası olacak. Türkiye özellikle ev tekstili ve otomotivde çok gelişti. Bu alanda ürünler geliştiriyoruz. Biz, sporcular ve askerlerin kullandığı, terletmeyen tekstil ürünleri için de kimyasallar geliştiriyoruz. Bu ürünler Euro 2008’de de kullanılıyor" dedi. Türk Silahlı Kuvvetleri de, geçen hafta terletmeyen yeni kamuflajlara geçiş yaptığını açıklamıştı. Boya ve kimyasallar üretiyorHUNTSMAN farklı kimyasal maddelerin küresel üreticisi ve pazarlayıcısı olarak, dünyada en büyük 3 grup arasında yer alıyor. Huntsman şirketleri; kimyasal madde, plastik, otomotiv, havacılık, tekstil ürünleri, ayakkabı, boya ve kaplama ürünleri, inşaat, teknoloji, tarım, sağlık, deterjan, kişisel bakım, mobilya, cihazlar ve ambalajlamayı kapsayan alanlarda üretim yapıyor. İlk olarak, ambalajlama alanına getirdiği yeniliklerle ve daha sonra, petrokimyasallar alanında sağladığı hızlı ve birleşik büyümeyle tanınan Huntsamn, bugün 13 bin çalışanı ile dünyada 120’den fazla ülkede faaliyet gösteriyor.
KAYNAK : Hürriyet Ekonomi - 6/18/2008 2:04:32 AM

Devamını okuyun...>>

25 Kasım 2007 Pazar

Dünya'yı Değiştirecek 6 Projede Bir Türk`ün de İmzası Var

Cafer Yavuz`un da içinde olduğu ekibin `Kir Mıknatısı` adlı projesi, içme sularındaki kirliliğin çok ucuz ve basit yolla temizlenmesini öngörüyor. Amerika`da dünyayı değiştirecek 6 fikir arasında genç Türk bilim adamı Cafer Yavuz`un projesi de gösterildi. Ünlü magazin dergisi Esquire tarafından yapılan listeye giren, "The pollution magnet / Kir mıknatısı" adlı proje ile içme sularındaki kirlilik

Buluşun hayata geçmesi halinde milyonlarca insan daha temiz su içebilecek. Bangladeş`te her yıl 82 milyon insanın arsenikli suyun sebep olduğu kanserden hayatını kaybettiğini belirten dergi, Türk bilim adamı Cafer Yavuz`un da aralarında bulunduğu Profesör Vicki Colvin başkanlığındaki ekibin, suyu temizlemek için yeni, kolay ve ucuz bir yöntem bulduğunu yazdı. Hiç elektrik kullanılmadığı için köydeki insanların bile rahatlıkla kullanabileceği metot, şu anda kullanılan yöntemlerden çok daha etkili. Dünyayı değiştirecek 6 düşüncenin tanıtıldığı yazıda, Rice Üniversitesi`nde çalışan kimya , kimyasal ve biomoleküler profesörü ve ekibinin daha büyük planları olduğu belirtilerek, su temizleme sisteminin çalışmada ilk basamak olduğuna dikkat çekildi . Türk bilim adamı Yavuz, proje ile ilgili bilgi verirken, "Eski çalışmadan farkı manyetik nano parçacıklar demir pası ve sabundan elde ediliyor. Bu yöntemle maliyet düşüyor." dedi.

Nanoteknoloji Projesi`ne göre sudaki arsenik, saç telinin 5 binde biri büyüklüğünde demir oksit parçacıkları ile temizlenecek. 12 nanometre çapındaki parçacıkların zehirli maddeleri bugün kullanılan filtrelerden yüz ile bin kat arasında daha etkili arındırması hedefleniyor. Cafer Yavuz , projesini şöyle anlatıyor: "Rice Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü, içme sularında çok ciddi problem olan arsenik (3 ve 5 arsenatlar) üzerine yoğunlaştı. Suları temizlemek için demir oksit kullanıyorlardı; ama sorunları vardı. Çok fazla atık ortaya çıkıyor ve emildikten sonra geriye salma olayı vardı. Onların kullanabileceği halde hazırlayıp onlara malzememizden sunduk. Sonuç harikaydı."

Cafer Yavuz , İzmir Yamanlar Koleji `nde okurken katıldığı yurtdışı yarışmalarda bir gümüş ve bir bronz madalya kazandı. 2001 yılında ODTÜ Kimya`dan mezun olan Yavuz , ODTÜ`yü 40 yıllık tarihinde Prof. Dr. Engin Akkaya`dan sonra 3 yılda bitiren ikinci kişi oldu.

KAYNAK: 2007-11-24 06:50:31 Zaman
Devamını okuyun...>>