15 Kasım 2007 Perşembe

Endüstri Kirletiyor

Türkiye ’deki endüstri kuruluşlarının yüzde 98’inde arıtma tesisi kullanılmadığı, olanların da bir kısmının yetersiz veya çalışamaz durumda bulunduğu bildirildi.

Çevre ve Orman Bakanlığı ’nın internet sitesinde yer alan, ‘’Yer Üstü Suları ve Kirliliği’’ adlı araştırmaya göre, çevresel kirliliğe sebep olan endüstriyel atıklar belirli bir zamanda, bir bölgedeki kirlenme yoğunluğuna bağlı olarak insan sağlığına ve çevreye olumsuz yönde etki ediyor. Araştırmada, sanayinin çevre üzerindeki olumsuz etkisinin diğer faktörlerden çok daha fazla olduğu belirtildi. Sanayi kuruluşlarının, sıvı atıkları ile su kirliliğine, buna bağlı olarak toprak ve bitki örtüsü üzerinde aşırı kirlenmelere sebep olduğu ve tabiatta tahribata yol açtığının bilindiği belirtilen araştırmada, Türkiye ’de faaliyet gösteren organize sanayi bölgelerinden yüzde 14’ünde arıtma tesisi bulunduğu ifade edildi. Bu oran turistik tesislerde yüzde 81’e çıkıyor.

Araştırmaya göre, ‘’Yılda 930 milyon metreküp endüstriyel atık suyun sadece yüzde 22’si arıtılıyor, yüzde 78’i ise arıtılmaksızın doğrudan göl, ırmak ve denizlere deşarj ediliyor.’’

ENDÜSTRİYEL ATIKLAR VE DENİZLER
Taşımacılık ve turizm amacıyla kullanılması, evsel, endüstriyel atıkların arıtılmadan veya kısmen arıtılarak deşarj edilmesi, kazalar sonucu meydana gelen petrol akıntıları ve akarsulardan denizlere ulaşan tarımsal atıklar, denizlerde kirlenmeye sebep olan başlıca etkenler arasında yer alıyor. Araştırmada, deniz kirliliğine sebep olan diğer faktörler arasında şöyle sıralanıyor:
‘’Deniz kıyılarında bulunan şehir merkezleri ve sanayi tesislerinden çıkan ve arıtılmadan denize boşaltılan atıklar.
Tarımsal alanlarda erozyon sonucu akarsularla denize karışan toprak ve diğer kirleticiler.
Denizlerde kurulmuş bulunan platform ve boru hatlarından oluşan sızıntılar.
Gemiler ve diğer deniz araçlarından oluşan kirlilik.’’
Deniz kazaları neticesinde önemli miktarlarda petrol döküntüsü suda birikerek canlı ortamını tehdit ediyor. Büyük petrol tankerlerinin kazaları sonucunda binlerce ton ham petrol denize dökülüyor. Ham petrol taşımacılığı, petrokimya sanayi ve organik kimya sanayindeki gelişmeler kara, hava ve denizlerdeki kirlilik miktarını artırıyor.

KAYNAK:2007-11-14 10:55:41 Yeni Asya
Devamını okuyun...>>

ODTU’lüler, Hayalet Uçağın Sırrını Çözdü

2 yıl süren araştırmalar sonucu radarda görünmezlik sağlayan teknoloji geliştirildi. Bu teknoloji ile gemi uçak, helikopter, denizaltı gibi askeri araçların radarda görünürlüğü binde 1’e düşüyor

ABD ’NİN “hayalet uçak” teknolojisini, Türk araştırmacılar çözdü. ODTÜ ’lü ekip, radarda görünmezlik sağlayan teknolojiyi geliştirdi. Kimya Bölümü öğretim üyesi Prof . Dr. Levent Toppare, “Bir ülke için büyük önem arz eden gemi, uçak, helikopter, denizaltı gibi araçların radar tarafından tespit edilme ihtimalini binde 1’e kadar düşüren radar soğurucu kaplamaları geliştirmek büyük başarı” dedi.
2 milimetre kalınlıkta

TOPPARE, “Geliştirdiğimiz malzemeler en fazla 2 milimetre kalınlıkta olup uygulandıkları platformlar üzerine minimum ağırlık katmaktadır. Bu kaplamalar, 100 metrekarelik bir cismin 0.1 metrekare olarak algılanmasını sağlıyor . Bu da radar tarafından fark edilmesini neredeyse imkansız kılmaktadır. Ayrıca malzemelerin üretimi için de yurt dışına bağımlılık gerekmiyor” diye konuştu.

KAYNAK: 2007-11-14 07:40:27 HO Tercüman
Devamını okuyun...>>

Radarda Görünmeyen Malzeme Ürettiler

Ortadoğu Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü öğretim üyesi Prof . Dr. Levent Toppare başkanlığındaki, araştırma görevlileri Simge Tarkuç ve Funda Özyurt `tan oluşan çalışma grubu, "görünmezlik teknolojisi"nde büyük bir başarıya imza attı.
Ekip, yerli kaynakları kullanarak, radarda görünmezlik teknolojisinde kullanılabilecek yeni radar soğurucu kaplamalar geliştirdi. Yeni malzemeler, gemi, uçak, helikopter, denizaltı gibi askeri araçların radarda görünürlüğünü binde 1`e kadar düşürüyor.

YÜK GETİRMİYOR
Alev almayan, suya, tuza, yosuna, sürtünmeye ve darbeye dayanıklı malzemeler en fazla 2 milimetre kalınlıkta oldukları için uygulandıkları platformlara fazla yük getirmiyor. Prof. Toppare, “görünmezlik teknolojisi” nde büyük bir yenilik olan çalışmayla ilgili şu bilgiyi verdi: "Bu kaplamaların en önemli özelliği uygulandığı cismin radar kesit alanını binde 1`e kadar düşürmesidir. Bu, 100 metrekarelik bir cismin 0.1 metrekare olarak algılanması demek olup radar tarafından fark edilmesini neredeyse imkansız kılmaktadır. Ayrıca üretim için gerekli tüm girdiler ülke içinden sağlanabilmekte olup yurtdışına bağımlılık gerektirmemektedir."
KAYNAK: 2007-11-14 02:35:12 Bugün

Devamını okuyun...>>

13 Kasım 2007 Salı

Çimtaş Sıfır Hatayla Çalışıyor

EFQM modeliyle kurumsal yönetim kalitesini daha da ileriye götürüp, sınıfında dünyanın en iyisi olmayı hedefleyen Çimtaş Boru , bir taraftan verimliliği artırırken diğer taraftan da hata oranını sıfıra indirmeyi başardı. Bu prensiple şu an Çimtaş Boru 3 milyon Adam/Saat işgücünü kayıpsız olarak tamamladı. Riski yüksek bir alanda üretim yapmasına rağmen 125 bin/adam gün kazasız çalışmasıyla Türkiye ve dünyada sektörüne örnek olan kuruluş, çalışmalarıyla güven veriyor. Enka Holding `e bağlı Çimtaş bünyesindeki şirket, enerji santralları, rafineriler ve petrokimya tesisleri için boru üretiyor.
2007-11-12 05:56:45 Radikal
Devamını okuyun...>>

11 Kasım 2007 Pazar

Aksa Müşterilerine Vizeyi Kaldırıyor

Dünyanın lider akrilik elyaf üreticilerinden Aksa Akrilik Kimya Sanayi , tesislerini ve laboratuarlarını müşterilerinin kullanımına açacak.
Yeniyılda müşteri firmalar ile kendi çalışanlarının bir araya gelerek çalışmalar yapabileceği “Aksa Öğrenme ve Geliştirme Merkezi ’nin açılışını gerçekleştirmeyi planlayan Aksa ’nın Genel Müdürü Mustafa Yılmaz , “Aksa olarak tesislerimizi, laboratuarlarımızı tek taraflı olarak müşterilerimize açıyoruz. Yani vizeyi kaldırdık” dedi. Akkök Grubu şirketlerinden Aksa ’nın müşterileriyle biraraya gelerek yeni projelerini paylaştığı “Buluşma 2007” adlı organizasyonda konuşan Genel Müdür Mustafa Yılmaz , yenilikçilik ve buluşçuluğa inandıklarını ve bütün güçleriyle bunlara yatırım yapmayı planladıklarını aktardı.

KAYNAK: 2007-11-11 02:25:56 Bugün
Devamını okuyun...>>

10 Kasım 2007 Cumartesi

6831 PİLLE ÇALIŞAN ARABA

Tesla Motors şirketi Silikon Vadisi girişimcilerinden Martin Eberhard tarafından iki yıl önce kuruldu ve geçtiğimiz yaz Tesla Roaster'i kamuya sundu. Farklı unsurların karışımından oluşan bu ilkörnek lityum iyon pille çalışan ilk tümden elektronik taşıt özelliğine sahip. 6831 pille çalışan bu araba dört saniyede saatte 60 mil hıza ulaşıyor. Pillerin dolum süreleri arasında 250 mil yol alınabileceği, pillerden birinin alev alması durumunda, her bir pili denetleyen aygıtların tüm düzeneği bir anda devreden çıkartabildikleri belirtiliyor. Başka üreticiler de lityum nikel manganez oksit üzerinde denemeler yapıyorlar.

Dayanma süresi: Tüm piller zamanla güçlerini yitirirler. Ancak lityum iyon piller aşırı miktarda şarj edildiklerinde ve ısındıklarında çok daha hızlı tükenirler. Yapılan araştırmalara göre, tümden dolu olarak 25º C ısıda tutulan ortalama bir dizüstü bilgisayar pili her yıl gücünün yaklaşık %20'sini yitiriyor. Pilin yarı dolu olarak buzdolabında tutulması ömrünü uzatabiliyor.

KAYNAK: Scientific American / (Cumhuriyet Bilim Teknik)
Devamını okuyun...>>

LİTYUM PİLLER NEDEN AŞIRI ISINIP ALEV ALIYOR?


Dizüstü bilgisayarlarda kullanılan kimi lityum iyon piller bazen geri toplanıyor ve piyasadan çekiliyor. Bu güç kaynakları neden aşırı düzeyde ısınıp alev alıyor?


KENDİNİZİ KORUYUN:

Lityum, azıcık bir nemle karşı karşıya kaldığında bile (havadaki nem bile buna yetebilir) ansızın alev alabildiğinden, bu tür pillerin içini açmaya asla yeltenmeyin. Yanan pilleri suyla söndürmeye kalkışmak alevi daha da kızıştıracağından, böyle bir durumda kimyasal esaslı bir söndürücü kullanın. Pil haznesi aşırı düzeyde ısınabileceği ya da alev alabileceği (tam şarj olduğunda bu olasılık daha yüksektir) için, ürünü sıcak yüzeylere ya da doğrudan güneş ışığına maruz bırakmayın. Özellikle de, sıcak havalarda arabada bırakmayın. Ayrıca, pilin kısa devre olması da patlamaya yol açabilir.


Lityum iyon pillerde farklı kimyasal yapılar olmasına karşın, kamera ve cep telefonu pilleri de dahil, yeniden doldurulabilen tüm pillerin eksiucu (katot) lityum kobalt oksitten, artıucu (anot) da grafitten oluşur.


Massachusetts Teknoloji Enstitüsü madde bilimi profesörü Gerbrand Ceder Sapos'e göre, böyle bir kimyasal yapı "doğal olarak az çok güvensiz" olsa da, özenli yapımı ve içine yerleştirilen güvenlik aygıtları sayesinde bu tür kazaların büyük ölçüde önüne geçilebildi.


Elektronik aygıt üreticileri daha dayanıklı pillere gereksinim duyuyor, pil yapımcıları da hata payını sürekli azaltıyor. Pillere daha fazla iyon yerleştirmek suretiyle, üreticiler bu pillerin güç kapasitesini ilk piyasaya çıkış tarihi olan 1991 yılından bu yana dört katına çıkarttılar.
Bir zamanlar butik ürün niteliğinde olan bu piller artık sıradan bir mal özelliğini taşıyor. Örneğin, yeni lityum iyon pil türleri üretmek üzere 2005 yılında kurulan Boston Power şirketi yöneticilerine göre, daha düşük bir maliyetle daha yüksek bir kapasiteye ulaşma arzusu, üreticilerin daha fazla risk almalarına neden oluyor. Beş yıl öncesinin güvenlikle ilgili düzenekleri, daha güçlü pillerin üretilmesinde yetersiz kalıyor, yeni güvenlik düzeneklerini geliştiriliyor.


Şimdilerde yeni güvenlik aygıtları sayesinde, daha düşük ısıyla daha fazla akım üreten ilkörnekler oluşturuldu. Elektrik ve hibrit araç alanındaki yoğun çalışmaların "elektronik tüketim ürünlerini etkileyecek çok daha güvenli eksiuç malzemelerinin oluşturulmasına yol açması" bekleniyor.


Eksiuçlarda yeni metal oksitlerden yararlanılabileceği gibi, artıuçların karbon esaslıdan silikon esaslıya dönüştürülmesi de söz konusu olabilir. Uzmanlar, bu malzemelerin etkinliği deneylerle kanıtlanıncaya dek, güvenli kullanımın temelinde yine de çok daha yaratıcı bir sistem tasarımının yattığına dikkat çekiyor.


Pil sanayinin, farklı uygulama alanları için oldum olası tek bir kimyasal yapıdan yararlanılmaya çalışıldı. Artık farklı uygulama alanları için farklı türde piller üretmenin zamanı geldi.

KAYNAK: haber7.com

Devamını okuyun...>>

Çöp Diye Atılan Peynir Atık Suyundan Alkol Ürettiler

AA - ANKARA - Devlet Planlama Teşkilatı `nın da desteklediği bir projeyle Türk bilim insanları, peynir atık suyundan alkol üretti. Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Bölümü öğretim üyesi Prof . Dr. Abdurrahman Tanyolaç başkanlığındaki araştırma grubunun peynir atık suyundan etil alkol üretimi için geliştirdiği yöntem pek çok avantaj sağlıyor .
Türkiye `nin yıllık süt tüketiminin 6 milyon ton civarında olduğunu ve bunun yaklaşık yüzde 20`sinin, 24 bin üretici tarafından peynir ve türevlerini elde etmek için kullanıldığını belirten Prof. Dr. Tanyolaç , yaklaşık bir litre proteini alınmış peynir suyunda 45-50 gram civarında laktoz (süt şekeri) bulunduğunu anlatıyor.
Çevre koruyan kazanç kapısı
Laktozun sadece belirli mayalar tarafından kullanılabilmesinden dolayı, söz konusu atık suyun özel bir arıtma gerektirdiğini söyleyen Prof. Dr. Tanyolaç , dünya piyasasında peynir suyu tozunun kilosu 1.5-2 YTL `den satılabildiğini söylüyor. Tanyolaç proteini alınmış peynir suyununsa `para etmediğini ve bu sebeple problem bir atık olduğunu` belirtiyor. Tanyolaç `ın verdiği bilgiye göre AB , yasalar zorunlu kıldığı için ileri atıksu arıtım prosesleri kullanırken, Türkiye `de söz konusu atığın büyük bölümü arıtılmadan akarsu ve denizlere bırakılıyor.
Yapılan işlemi, "Ekibimizle önce proteini alınmış peynir atık suyunu havalı ortamda arıttık, daha sonra havasız ortamda değişik maya türleri kullanarak bu atıktan en hızlı ve en yüksek oranda etil alkol üreten maya türünü belirleyerek bir proses geliştirdik" diye anlatan Prof. Dr. Tanyolaç , 48 saatten daha az sürede bir litre peynir suyundan 20-23 gram, 35 litre peynir atık suyundan bir litre etil alkol üretmeyi başardıklarını belirtiyor.
Bir litre etil alkolün, saflık derecesine göre 3.5-8 YTL `den satıldığını hatırlatan Tanyolaç , Türkiye `nin denize dökülerek kirlilik yaratan peynir atık suyunu işleyerek hem arıtım yapabileceğini hem de ekonomik kazanç sağlayabileceğini söylüyor. Tanyolaç `a göre, "Avustralya gibi Türkiye de etil alkol üretiminin büyük bölümünü atık peynir suyundan yapabilir."

KAYNAK: 2007-11-08 04:54:55 Radikal
Devamını okuyun...>>

Araştırma Sürüyor: Uzmanlar Körfezdeki maddeyi tanımlayamadı

İzmit Körfezi `nde görülen ve zaman zaman deniz yüzeyinin tamamına yakınını kaplayan beyaz maddeyi, 15 gündür inceleyen TÜBİTAK uzmanları da henüz tanımlayamadı. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Kimya ve Çevre Enstitüsü uzmanlarından Doç .Dr. Çolpan Polat Beken, bu maddeyi ilk kez 18 Ekim `de gözlemlediklerini; daha önce Akdeniz , Karadeniz ve Marmara `da da görüldüğünü, ancak ulusal ve uluslararası literatürde bunun tam olarak ne olduğuna ilişkin detaylı bir çalışma bulunmadığını söyledi.


KAYNAK: 2007-11-09 09:52:31 Birgün
Devamını okuyun...>>

Bakandan Biodizel ve Bioetanole Vurgu


Biodizel ve bioetanol konularına özel önem verdiklerini kaydeden Güler, "Bunu benzin yerine kullanabilirsiniz. Bunu buğdaydan üretebilirsiniz, tarım atıklarından üretebilirsiniz. Bunu yaptığınız takdirde ithal ettiğiniz benzinin yüzde 30‘una kadar bunu üretme kabiliyetiniz olur" diye konuştu.
Türkiye‘de bir taraftan yerin altında petrol aranırken kendilerinin de "enerji tarımı"yla bunu gerçekleştireceklerini ifade eden Güler, şöyle konuştu:"Bunu arabanızın deposuna ister yüzde 5 katın, ister yüzde 10 katın. Yüzde 100‘e kadar katabilirsiniz. Pek çok Avrupa ülkelerinde belediye otobüsleri bunu yüzde 100 kullanıyorlar. Hava kirliliğiyle mücadele etmek istiyorsanız bunu kullanacaksınız, cebinizi korumak istiyorsanız bunu yapacaksınız, boş tarım sahalarını kullanmak istiyorsanız bunu yapacaksınız. Fakirlikten şikayet ediyorsanız bunu yapacaksınız, işsizlikle mücadele edecekseniz bunu yapacaksınız, dışa bağımlılıktan şikayet ediyorsanız bunu yapacaksınız."


KAYNAK: trt.net.tr

Devamını okuyun...>>

Tüpraş'a 77 Bin YTL Ceza

İzmit Tüpraş Rafinerisi yaptığı çevreci yatırımlarının açılışının gerçekleştiği gün, çevreye izinsiz harfiyat attığı için 77 Bin YTL cezaya mahkum oldu. Cezayı Kocaeli Çevre ve Orman Müdürlüğünün kestiği anlaşıldı.
Devamını okuyun...>>

Tüpraş Kapasitesini Arttırdı, Motorin'de Kükürt Oranını Düşürdü


Tüpraş’ın İzmit rafinerisinde Avrupa Birliği (AB) standardında kükürtsüz motorin ile yüksek oktanlı benzin üretimi gerçekleştiren "Dizel Kükürt Giderme ve Yeni Reformer Ünitesi", Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’in de katıldığı bir törenle açıldı. 390 MİLYON DOLAR: İspanyol Tecnicas Reunidas ile Alarko-Akfen konsorsiyumunun ana yüklenici olarak görev aldığı yeni ünitenin devreye girmesi ile birlikte Avrupa Birliği (AB) standartı olan 50 ppm’nin altında 10 ppm (Tonda 10 gram kükürt) motorin üretimine başlandı. Ünitenin devreye girmesi ile birlikte Tüpraş’ın düşük kükürtlü motorin üretme kapasitesi yılda 2.5 milyon ton, benzin üretim kapasitesi ise 1 milyon ton artış oldu. 109 milyon doları dış kredi olmak üzere toplam 390 milyon dolara mal olan ünitede kullanılan yeni teknoloji ile düşük kükürt içerikli, daha temiz ve çevreci motorin ile daha yüksek oktanlı benzin üretimi sağlanacak.

ÇEVRE DOSTU YATIRIMLAR: Yeni ünitenin açılış töreninde konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, "Hükümet olarak bundan sonra enerji sektörün diğer dallarına yatırım yapacağız. Bunlardan ilki yenilenebilir enerji dediğimiz, çevre dostu yatırımlar olacak" dedi. Standartların daha hassas seviyelere ulaşarak başarıyla uygulanmaya başlandığının altını çizen Güler, şöyle konuştu: "Euro 4’den, Euro 5’e geçilmesi burada çok önemli. Çünkü bir yerde 50 ppm olan kükürt miktarı 10’a düşmekte, 700 birimlik bir miktar 1’e düşürülüyor. Bu teknik açıdan zor bir durum. 700’den 600’e, 500’e düşürürsünüz ama 1’e düşürmek teknik bakımdan zor bir iş. Bunu yaparken önemli miktarda para harcanıyor, bu 390 milyon dolarlık bir kaynak. Bunun yanı sıra sağlığa ve yaşam kalitesine ölçülemeyen oranda katkısı var. Esas anlamlı olan da bu zaten."



Devamını okuyun...>>