24 Mayıs 2008 Cumartesi


















   
   



























































 







   
     


Devamını okuyun...>>

25 Kasım 2007 Pazar

Dünya'yı Değiştirecek 6 Projede Bir Türk`ün de İmzası Var

Cafer Yavuz`un da içinde olduğu ekibin `Kir Mıknatısı` adlı projesi, içme sularındaki kirliliğin çok ucuz ve basit yolla temizlenmesini öngörüyor. Amerika`da dünyayı değiştirecek 6 fikir arasında genç Türk bilim adamı Cafer Yavuz`un projesi de gösterildi. Ünlü magazin dergisi Esquire tarafından yapılan listeye giren, "The pollution magnet / Kir mıknatısı" adlı proje ile içme sularındaki kirlilik

Buluşun hayata geçmesi halinde milyonlarca insan daha temiz su içebilecek. Bangladeş`te her yıl 82 milyon insanın arsenikli suyun sebep olduğu kanserden hayatını kaybettiğini belirten dergi, Türk bilim adamı Cafer Yavuz`un da aralarında bulunduğu Profesör Vicki Colvin başkanlığındaki ekibin, suyu temizlemek için yeni, kolay ve ucuz bir yöntem bulduğunu yazdı. Hiç elektrik kullanılmadığı için köydeki insanların bile rahatlıkla kullanabileceği metot, şu anda kullanılan yöntemlerden çok daha etkili. Dünyayı değiştirecek 6 düşüncenin tanıtıldığı yazıda, Rice Üniversitesi`nde çalışan kimya , kimyasal ve biomoleküler profesörü ve ekibinin daha büyük planları olduğu belirtilerek, su temizleme sisteminin çalışmada ilk basamak olduğuna dikkat çekildi . Türk bilim adamı Yavuz, proje ile ilgili bilgi verirken, "Eski çalışmadan farkı manyetik nano parçacıklar demir pası ve sabundan elde ediliyor. Bu yöntemle maliyet düşüyor." dedi.

Nanoteknoloji Projesi`ne göre sudaki arsenik, saç telinin 5 binde biri büyüklüğünde demir oksit parçacıkları ile temizlenecek. 12 nanometre çapındaki parçacıkların zehirli maddeleri bugün kullanılan filtrelerden yüz ile bin kat arasında daha etkili arındırması hedefleniyor. Cafer Yavuz , projesini şöyle anlatıyor: "Rice Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü, içme sularında çok ciddi problem olan arsenik (3 ve 5 arsenatlar) üzerine yoğunlaştı. Suları temizlemek için demir oksit kullanıyorlardı; ama sorunları vardı. Çok fazla atık ortaya çıkıyor ve emildikten sonra geriye salma olayı vardı. Onların kullanabileceği halde hazırlayıp onlara malzememizden sunduk. Sonuç harikaydı."

Cafer Yavuz , İzmir Yamanlar Koleji `nde okurken katıldığı yurtdışı yarışmalarda bir gümüş ve bir bronz madalya kazandı. 2001 yılında ODTÜ Kimya`dan mezun olan Yavuz , ODTÜ`yü 40 yıllık tarihinde Prof. Dr. Engin Akkaya`dan sonra 3 yılda bitiren ikinci kişi oldu.

KAYNAK: 2007-11-24 06:50:31 Zaman
Devamını okuyun...>>

Petkim'de Arıza Hava Kirliliği Yarattı

İzmir'in Aliağa İlçesi'nde bulunan Petro Kimya Kompleksi (Petkim) üretim kısmında meydana gelen arıza, hava kirliliğine neden oldu.

İZMİR - Arıza sonucu elektrik kesintisinden dolayı, fabrikalara verilen hammaddenin atık bacalarında yakılması bir süre hava kirliliğine sebep oldu. Petkim'in ana fabrikası olan Etilen Fabrikası'nın bacasından çıkan siyah duman kısa sürede Aliağa'da yoğun hava kirliliğine yol açtı.

KAYNAK: 2007-11-24 06:58:51 NTV-MSNBC
Devamını okuyun...>>

23 Kasım 2007 Cuma

Beton ve Teknoloji Birleşti Boya Piyasası Büyüdü

Türkiye`de boya ve ısı yalıtım sektöründe belgelendirme ve eğitim faaliyetlerine başlayacak olan Betek , hem pazarın büyümesini hem de enerji tasarrufunun sağlanmasını planlıyor.
Türkiye `nin boya ve yalıtım sektöründeki lider firması Betek Boya ve Kimya Sanayi AŞ ., Almanya merkezli bilimsel araştırma, eğitim ve test merkezi Dr. Robert -Murjahn Institut `un (RMI) ilk yurtdışı şubesini Türkiye `de dün faaliyete geçirdi. Sektörde Filli Boya , Capatect Dalmaçyalı gibi markaları bulunan Betek , RMI Türkiye ile boya ve yalıtım sektörüne yönelik belgelendirme, eğitim ve tüketici bilgilendirme programları verecek. Şirket, 3 milyon euro yatırım bütçesine sahip RMI Türkiye ile hem sektörün Avrupa standartlarına paralel ölçüde büyümesini hem de enerji tasarrufu sağlanmasını planlıyor.
İstanbul Sanayi Odası verilerine göre 326 milyon YTL üretimden satışı ile sektör lideri olan, ismini "beton" ve "teknoloji" kelimelerinin ilk hecelerinden alan Betek Boya ve Kimya Sanayi AŞ .`nin Genel Müdürü Tayfun Küçükoğlu , Türkiye `nin gelecek 10 yılda Ortadoğu `nun boya ve yalıtım sektörlerinde cazibe merkezi olacağını söyledi. Bununla birlikte iç piyasada halen kalite standartlarına uygunluk konusunda yeterli belgeleme ve denetim çalışması yapılmadığının altını çizen Küçükoğlu , "Bu da sektörün potansiyel büyümesinin önündeki en büyük engellerden biri. Aynı zamanda enerji kaybına neden oluyor. Akreditasyon işlemleri tamamlanan RMI Türkiye ile bundan böyle sektörde CE gibi pekçok belgenin verilmesi için gerekli testler bizim tarafımızdan yapılacak. Hizmet Betek ile birlikte sektörün tüm diğer oyuncularını da ilgilendiriyor. Bu sayede sektörün kalite standartlarına uygun büyümesi ve bu paralelde sektör oyuncularının da cirosunun artması sağlanacak" dedi. Küçükoğlu , ayrıca gelecekte belgelendirme konusunda Türk Standartları Enstitüsü ile de işbirliği yapabileceklerini belirtti.
Testler Türkiye `ye uygun.
RMI Enstitü ve Avrupa Isı Yalıtım Boya Standartları Başkanı, aynı zamanda RMI Türkiye `nin de ortağı olan Dr. Engin Bağda ise, Türkiye `deki farklı iklim şartlarına hitap eden test kriterleri uygulayacaklarını söyledi. Türkiye `nin doğudan batıya , kuzeyden güneye farklı iklim şartlarına sahip olduğunu söyleyen Bağda, "İstanbul için geçerli bir su-sıcaklık deneyi, - 40°C`yi gören Erzurum için geçerli olamaz. Veya Antalya`da klima ile soğutulan binalara uygulanan bir ısı yalıtım sisteminin dayanıklılığı senenin 300 gününde yağmur alan Rize ile kıyaslanamaz. Bu nedenle RMI Türkiye olarak Türkiye`nin farklı iklim şartlarına göre dayanıklılığı ölçmek için en uygun test kriterlerini uygulayacağız" eddi.
Yalıtım, boyanın büyüklüğünü katlayacakTürkiye`de boya sektörü hakkında bilgiler de veren Küçükoğlu , sektörün 1.2 milyar dolar büyüklüğe sahip olduğunu, yalıtımın ise 250 milyon dolarlık pazar payı bulunduğunu belirtti. Küçükoğlu , "Yalıtım sektörü henüz Türkiye`de birkaç yıllık genç bir sektör. Ancak 10 yıl sonra bu rakamların, yalıtım sektörü lehine değişmesini bekliyoruz" dedi. Sektörün bu yıl yüzde 10 küçüldüğünü, ancak gelecek yıl bu küçülmeyi telafi edeceklerini de belirten Küçükoğlu , "Sektörde binin üzerinde boya üreticisi var. Kayıtdışı ve merdivenaltı üretim çok fazla. İhracatın sektördeki oranının sadece yüzde 8 olması nedeniyle sektör iç talebe bağlı gelişiyor" dedi. Küçükoğlu , iki yıl önce Mısır`da 15 milyon dolar yatırımla kurdukları boya fabrikası ile 10 yılda bölgede lider olmayı hedeflediklerini de söyledi.

KAYNAK: 2007-11-23 02:12:05 Referans
Devamını okuyun...>>

22 Kasım 2007 Perşembe

ODTÜ'den Yeni Buluş

ODTÜ’lü araştırmacılar cep telefonu, TV, elektronik gazete gibi görüntü cihazlarının ekranlarını plastik malzemeyle ucuza üretilmesini olanaklı kılan yeni bir malzeme geliştirdi.

ODTÜ ’lü araştırmacılar cep telefonu, TV , elektronik gazete gibi görüntü cihazlarının ekranlarını plastik malzemeyle ucuza üretilmesini olanaklı kılan yeni bir malzeme geliştirdi. Yeşil renk oluşturulamadığı için bugüne kadar kullanılamayan plastik malzemeler, bu gelişmeyle kullanılabilir hale geldi. Yeni teknoloji, bina ve taşıtlarda ısı ve ışık yalıtımında kullanılan ‘akıllı camların’ literatürdeki eksikliklerini de tamamlarken, maliyetleri de düşürecek yenilikler getiriyor.

Çalışma bilim dünyasının önemli referans dergileri arasındaki ‘Chemical Communications’ dergisine de kapak konusu oldu. ODTÜ Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Toppare, başkanlığını kendisinin yürüttüğü ve araştırma görevlileri Görkem Günbaş ve Asuman Durmuş ’tan oluşan çalışma grubunun çalışmalarını 2 ay önce tamamladıklarını ve patent için başvuru hazırlığı içinde olduklarını söyledi.

KAYNAK: 2007-11-21 12:47:44 Evrensel
Devamını okuyun...>>

20 Kasım 2007 Salı

Kızılırmak Suyuna Çok Sıkı Takip Gerekli

Meclis`te tartıştma konusu olan Ankara`nın suyuyla ilgili uzmanlardan da uyarı var. Kimya Mühendisleri Odası , Çevre Mühendisleri Odası ve Ankara Tabip Odası , Kesikköprü Barajı `ndan taşınan Kızılırmak suyunun civa zehirlenmesi olarak bilinen `minatama` hastalığı riski taşıdığını iddia etti. Ankara Tabib Odası Üyesi Vahide Bilir ; ağır metallerle kirlenmiş suyun ishal ve kusmanın ötesinde `minamata` hastalığına sebep olacağını söyledi. 1932 ile 1968 yılları arasında Japonya`nın Minatama kasabasına yaşanan hastalık, zehirli metil-civa birikmesinden kaynaklanıyor. `Dans eden kedi` hastalığı olarak da biliniyor. Kızılırmak suyunda metil-civa oranın normal olduğunu bildiklerini, ama metil-civanın yosunlarda ve balıklarda katlanarak biriktiğini anlatan Bilir; "Kesikköprü`de ağır metal oranının normal olması o suyun kullanılabilirliğini getirmez" dedi.

KAYNAK: 2007-11-20 04:54:14 Radikal
Devamını okuyun...>>

19 Kasım 2007 Pazartesi

`Sır` Madde Geri Döndü! İzmit Körfezi Yeniden Bembayaz

Nilgün SELVİBAYIR- Ercan SAĞLIK/GEBZE (Kocaeli), (DHA)

İZMİT Körfezi’nde bir ay önce ortaya çıkan ve zaman zaman azalan beyaz madde, bugün sabah saatlerinde deniz yüzeyini tamamen kapladı. İzmit Körfezi’nin doğu ucunda daha fazla olan ve sahil şeridinde deniz yüzeyini tamamen kaplayan esrarengiz maddeyle ilgili inceleme yapan TÜBİTAK uzmanları henüz net bir açıklama getiremedi.
Körfede zaman zaman çoğalan ve deniz yüzeyini kaplayan, balıçıların ağlarının gözeneklerini de saran beyaz madde bir ara azalmasına rağmen, bu sabah çoğalarak ortaya çıktı. Çevre halkını endişelendiren beyaz maddeden örnekler alan TÜBİTAK (Türkiye Bilimsel Teknik Araştırma Kurumu) uzmanları, bu maddenin daha önce Akdeniz ve Karadeniz’de de görüldüğünü, ancak İzmit Körfezi ’nde daha yoğun olduğunu belirtmişler, ancak tanımını yapamamışlardı.
‘DOĞAL OLUŞUM’ TÜBİTAK`ın Gebze Kampusu`ndaki Marmara Araştırma Merkezi Kimya ve Çevre Enstitüsü uzmanlarından Doç. Dr. Çolpan Polat Beken yaptığı açıklamada, ilk kez 18 Ekim’de gözlemlenen bu maddenin sürekli izlendiğini belirterek, analizlerin sürdüğünü, bunun doğal bir oluşum olduğunu söyledi. Beyaz tabakanın canlı madde olmadığını, bu beyaz tabakaya tutunmuş birçok canlı organizmanın bulunduğunu da belirten Doç. Dr. Çolpan Polat Beken, sözkonusu maddeyle ilgili ulusal ve dünya literatüründe de tam olarak ne olduğuna ilişkin bilgi bulunmadığını söyledi.
TÜBİTAK uzmanlarına göre, bu maddenin oluşumunda körfezin doğal dengesinin bazı etkenlerin değişmesi ile farklı meteorolojik koşullar ve buna bağlı değişen biyolojik yaşam döngüsü etkili oldu.

KAYNAK: 2007-11-19 11:48:49 Milliyet
Devamını okuyun...>>

17 Kasım 2007 Cumartesi

L`Oreal İpek Şampuanla Yüzde 10`u Hedefliyor

Türkiye`de şampuan kullanımının yok denecek kadar az olduğu 1980`li yıllarda biri kimya, diğeri inşaat mühendisi olan iki genç girişimci Necati Akyazıcı ve Hasan Bulut `un kurduğu Canan Kozmetik , Fransız kozmetik şirketi L`Oreal Grubu`na satıldı. Bedeli taraflarca açıklanmayan satın alma anlaşması gelecek hafta Rekabet Kurulu'na sunulacak.
Ekonomik şampuan segmentinde tam 26 yıl sonra 26 milyon euro cirolu bir şirket haline gelen Canan Kozmetik`i satın alan L"Oreal `in Orta Doğu ve Doğu Avrupa Başkanı Henri Mignot, Türkiye `de büyüme potansiyellerinin çok fazla olduğunu söyledi.
L`Oreal Grubu`nun, Canan Kozmetik ile yüzde 100 sermayesini bünyesine katmak üzere imzaladığı hisse devir anlaşmasına ilişkin dün bir basınla sohbet toplantısı düzenlendi.
Gelen teklifler arasından 280 çalışanını ve yurt çapındaki distribütörlerini gözeterek bir karar verdiklerini söyleyen Canan Kozmetik Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Bulut , "Şirketimizi dünya kozmetik pazarının dev kuruluşu L"Oreal `e devrediyoruz. Çalışanlarımız ve distiribütörlerimiz açısından bugüne kadarki mevcut yapı korunacak" dedi.
Türkiye `de büyüyeceğiz
Türkiye `deki 75 milyon nüfusun ve tüketim trendlerinin halen 850 milyon euro olan kozmetik pazarını giderek daha fazla büyüteceğini öngördüklerini, bu yüzden Canan Kozmetik `i tercih ettiklerini söyleyen Serres , "Canan Kozmetik ekonomik değerde ulaşılabilir, yaygın ve rekabet edebilen bir firmadır. Türkiye `de aile boyu şampuan pazarının öncüsü olmuştur. Bu markanın bünyemize katılması mevcut ürün portföyümüzü tamamlayacak, hedef kitleye uygun ürünler sunmamız kolaylaşacaktır" dedi.
Serres , Canan Kozmetik "in satın alınmasıyla şampuan pazarında pazar paylarını yüzde 10"a, toplam kozmetik alanında da yüzde 13"e çıkaracaklarını söyledi.
Serres , Canan Kozmetik `in Kıraç `taki fabrikasında üretime devam edeceklerini ve ürün portföylerinde bulunan bazı markaları Türkiye `de üreteceklerini söyledi.
L"Oreal Orta Doğu ve Doğu Avrupa Başkanı Henri Mignot ise "Büyük ülkede küçük olmak istemiyoruz. O yüzden Türkiye `de büyümenin yollarını aramaya devam edeceğiz" dedi.
KAYNAK: 2007-11-16 02:08:46 Referans
Devamını okuyun...>>

15 Kasım 2007 Perşembe

Endüstri Kirletiyor

Türkiye ’deki endüstri kuruluşlarının yüzde 98’inde arıtma tesisi kullanılmadığı, olanların da bir kısmının yetersiz veya çalışamaz durumda bulunduğu bildirildi.

Çevre ve Orman Bakanlığı ’nın internet sitesinde yer alan, ‘’Yer Üstü Suları ve Kirliliği’’ adlı araştırmaya göre, çevresel kirliliğe sebep olan endüstriyel atıklar belirli bir zamanda, bir bölgedeki kirlenme yoğunluğuna bağlı olarak insan sağlığına ve çevreye olumsuz yönde etki ediyor. Araştırmada, sanayinin çevre üzerindeki olumsuz etkisinin diğer faktörlerden çok daha fazla olduğu belirtildi. Sanayi kuruluşlarının, sıvı atıkları ile su kirliliğine, buna bağlı olarak toprak ve bitki örtüsü üzerinde aşırı kirlenmelere sebep olduğu ve tabiatta tahribata yol açtığının bilindiği belirtilen araştırmada, Türkiye ’de faaliyet gösteren organize sanayi bölgelerinden yüzde 14’ünde arıtma tesisi bulunduğu ifade edildi. Bu oran turistik tesislerde yüzde 81’e çıkıyor.

Araştırmaya göre, ‘’Yılda 930 milyon metreküp endüstriyel atık suyun sadece yüzde 22’si arıtılıyor, yüzde 78’i ise arıtılmaksızın doğrudan göl, ırmak ve denizlere deşarj ediliyor.’’

ENDÜSTRİYEL ATIKLAR VE DENİZLER
Taşımacılık ve turizm amacıyla kullanılması, evsel, endüstriyel atıkların arıtılmadan veya kısmen arıtılarak deşarj edilmesi, kazalar sonucu meydana gelen petrol akıntıları ve akarsulardan denizlere ulaşan tarımsal atıklar, denizlerde kirlenmeye sebep olan başlıca etkenler arasında yer alıyor. Araştırmada, deniz kirliliğine sebep olan diğer faktörler arasında şöyle sıralanıyor:
‘’Deniz kıyılarında bulunan şehir merkezleri ve sanayi tesislerinden çıkan ve arıtılmadan denize boşaltılan atıklar.
Tarımsal alanlarda erozyon sonucu akarsularla denize karışan toprak ve diğer kirleticiler.
Denizlerde kurulmuş bulunan platform ve boru hatlarından oluşan sızıntılar.
Gemiler ve diğer deniz araçlarından oluşan kirlilik.’’
Deniz kazaları neticesinde önemli miktarlarda petrol döküntüsü suda birikerek canlı ortamını tehdit ediyor. Büyük petrol tankerlerinin kazaları sonucunda binlerce ton ham petrol denize dökülüyor. Ham petrol taşımacılığı, petrokimya sanayi ve organik kimya sanayindeki gelişmeler kara, hava ve denizlerdeki kirlilik miktarını artırıyor.

KAYNAK:2007-11-14 10:55:41 Yeni Asya
Devamını okuyun...>>

ODTU’lüler, Hayalet Uçağın Sırrını Çözdü

2 yıl süren araştırmalar sonucu radarda görünmezlik sağlayan teknoloji geliştirildi. Bu teknoloji ile gemi uçak, helikopter, denizaltı gibi askeri araçların radarda görünürlüğü binde 1’e düşüyor

ABD ’NİN “hayalet uçak” teknolojisini, Türk araştırmacılar çözdü. ODTÜ ’lü ekip, radarda görünmezlik sağlayan teknolojiyi geliştirdi. Kimya Bölümü öğretim üyesi Prof . Dr. Levent Toppare, “Bir ülke için büyük önem arz eden gemi, uçak, helikopter, denizaltı gibi araçların radar tarafından tespit edilme ihtimalini binde 1’e kadar düşüren radar soğurucu kaplamaları geliştirmek büyük başarı” dedi.
2 milimetre kalınlıkta

TOPPARE, “Geliştirdiğimiz malzemeler en fazla 2 milimetre kalınlıkta olup uygulandıkları platformlar üzerine minimum ağırlık katmaktadır. Bu kaplamalar, 100 metrekarelik bir cismin 0.1 metrekare olarak algılanmasını sağlıyor . Bu da radar tarafından fark edilmesini neredeyse imkansız kılmaktadır. Ayrıca malzemelerin üretimi için de yurt dışına bağımlılık gerekmiyor” diye konuştu.

KAYNAK: 2007-11-14 07:40:27 HO Tercüman
Devamını okuyun...>>

Radarda Görünmeyen Malzeme Ürettiler

Ortadoğu Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü öğretim üyesi Prof . Dr. Levent Toppare başkanlığındaki, araştırma görevlileri Simge Tarkuç ve Funda Özyurt `tan oluşan çalışma grubu, "görünmezlik teknolojisi"nde büyük bir başarıya imza attı.
Ekip, yerli kaynakları kullanarak, radarda görünmezlik teknolojisinde kullanılabilecek yeni radar soğurucu kaplamalar geliştirdi. Yeni malzemeler, gemi, uçak, helikopter, denizaltı gibi askeri araçların radarda görünürlüğünü binde 1`e kadar düşürüyor.

YÜK GETİRMİYOR
Alev almayan, suya, tuza, yosuna, sürtünmeye ve darbeye dayanıklı malzemeler en fazla 2 milimetre kalınlıkta oldukları için uygulandıkları platformlara fazla yük getirmiyor. Prof. Toppare, “görünmezlik teknolojisi” nde büyük bir yenilik olan çalışmayla ilgili şu bilgiyi verdi: "Bu kaplamaların en önemli özelliği uygulandığı cismin radar kesit alanını binde 1`e kadar düşürmesidir. Bu, 100 metrekarelik bir cismin 0.1 metrekare olarak algılanması demek olup radar tarafından fark edilmesini neredeyse imkansız kılmaktadır. Ayrıca üretim için gerekli tüm girdiler ülke içinden sağlanabilmekte olup yurtdışına bağımlılık gerektirmemektedir."
KAYNAK: 2007-11-14 02:35:12 Bugün

Devamını okuyun...>>

13 Kasım 2007 Salı

Çimtaş Sıfır Hatayla Çalışıyor

EFQM modeliyle kurumsal yönetim kalitesini daha da ileriye götürüp, sınıfında dünyanın en iyisi olmayı hedefleyen Çimtaş Boru , bir taraftan verimliliği artırırken diğer taraftan da hata oranını sıfıra indirmeyi başardı. Bu prensiple şu an Çimtaş Boru 3 milyon Adam/Saat işgücünü kayıpsız olarak tamamladı. Riski yüksek bir alanda üretim yapmasına rağmen 125 bin/adam gün kazasız çalışmasıyla Türkiye ve dünyada sektörüne örnek olan kuruluş, çalışmalarıyla güven veriyor. Enka Holding `e bağlı Çimtaş bünyesindeki şirket, enerji santralları, rafineriler ve petrokimya tesisleri için boru üretiyor.
2007-11-12 05:56:45 Radikal
Devamını okuyun...>>